Archive

Archive for the ‘şifalı bitkiler’ Category

Keten Tohumunun Faydaları

“Günde 1 kaşık keten tohumu” her derde deva!

Uzmanlar Çeşitli hastalıklardan günde bir yemek kaşığı keten tohumu tüketilerek koruna bilineceğini söylediler.
Salata, hamur işleri ve yemeklerde kullanılan keten tohumu, insan sağlığını etkileyen birçok hastalığa engel oluyor. Oda sıcaklığında 1 yıl tazeliğini koruyan keten tohumu öğütülmesi halinde hava geçirmez kapaklı bir kavanozda 30 gün boyunca saklanabiliyor.

Keten tohumunun mide-bağırsak sorunlarına iyi geldiğini söyleyen uzmanlar, keten tohumunun bağırsakları yumuşattığını ve kabızlığı giderdiğini kaydettiler. Kemikleri güçlendirdiği için özellikle menopoz döneminde yararlı olduğunu ifade eden diyetisyenler, keten tohumunun insan sağlığına faydalarını şöyle sıraladılar:
“Bağışıklık sistemini güçlendirir. Kalp-damar hastalıklarından korur. LDL kolesterol ve trigliserit seviyesini, yüksek tansiyonu düşürür. Romatizmal hastalıkları önler. Sinir sistemini ve hafızayı güçlendirir. Kan şekerini dengeler. Konsantrasyon bozukluğuna, yaşlanmaya bağlı dikkat dağınıklığına karşı iyi gelir. Haricen kullanıldığında yaraların çabuk iyileşmesini sağlar, nasırlarda kompres olarak, ayrıca egzama ve sedef hastalıklarında kullanılır. Solunum yolu hastalıklarında olumlu etki yapar. Ruhsal bozukluklara karşı iyi gelir. Öksürüğü giderir. Ağız boşluğu, boğaz ve diş eti rahatsızlıklarında gargara olarak kullanılır. Omega-3, omega-6 yağ asitlerinin iyi bir kaynağı olan keten tohumu, yüksek oranda çözünür ve çözünmez lif içerir, göğüs, kolon, prostat kanserine karşı koruyucu olan lignanların kaynağıdır.”

Günde 1 yemek kaşığı keten tohumu tüketilmesinin yeterli olduğunu söyleyen uzmanlar, keten tohumunun nasıl tüketilebileceği hakkında ise şöyle yol gösteriyor:
“Kaynatılarak içilebilir. Dövülerek, öğütülerek toz haline getirilebilir ve bir kaşık miktarında ağza atıldıktan sonra arkasından su içilebilir. Kavrulmuş olarak tüketildiğinde ise daha lezzetli olur. Keten tohumunun çok özel bir tadı veya kokusu yoktur, ama kavrulunca güzel bir tada kavuşur. Tohum şeklinde tüketilecekse iyice çiğnenmelidir. Keten tohumları sert olduklarından, dikkatli bir çiğnemede bile öğütülemeyebilirler ve bu da yeterince sindirilmeden vücuttan atılmalarına sebep olur. Öğütülmüş keten tohumunun sindirimi çok daha kolaydır. Keten tohumunu öğütmek için, karabiber veya kahve el değirmenleri ya da bu tip tohumları öğütmek için özel olarak üretilmiş elektrikli öğütücüler kullanılabilir. Yeterli miktarda balık tüketmiyorsanız, omega-3 yağ asidi ihtiyacınızı karşılamak için hamur işlerine de keten tohumu ekleyebilirsiniz. Hamile, emziren kadınlar ve küçük çocukların ise keten tohumu kullanmamaları önerilir.”

BEYİNİN DÜŞÜNCE GÜCÜNÜN VE CANLILIĞIN ARTMASINI SAĞLAMAK İÇİN ŞİFALI BİTKİLER


Stresten uzak ve berrak bir şekilde düşünebilmek için, sabah kalkıldığında bir duş alınmalıdır. Sıcaktan soğuğa giden bir duşla bedenin bütün noktaları uyandırılmalıdır.

Soğuk, biliyorsunuz bedendeki izafi olan 12 kanal üzerindeki igleroterapi noktalarını uyarır ve sizi canlı tutar.

Duştan sonra meyve suları içmek gelir. Havuç suyu veya elma suyunun içine bir kaşık bal atılarak içilmeli. Bunu içerken, 5 tane ceviz ve bir avuç üzüm yenilmeli.

Mümkünse birde yumurta yerseniz bu konsantrasyonunuzu daha da yükseltir ve beyniniz hızlı çalışır.

Meyve suyu, ceviz, üzüm ve yumurta yenir yenmez, daha bağırsaklara inmeden beden bunları çekiyor, alıyor, hücrelere yolluyor ve beyniniz çalışmaya başlıyor. Posa yok, hiç bir şey yok.

Bir de, kesinlikle beyaz ekmek, tuz ve şeker kullanılmamalıdır. Bunlar bağımlılık yapan esrar gibidir.

Yapılan hatalardan biri de, hep eğilerek çalışmaktır. Türk halkı hep eğilerek çalışır. Oysa eğildiğinizde ne olur? İçinize kapanırsınız, nefes alamazsınız, ciğerlerinize baskı yapmış olursunuz. Oysa dik durulmalı ve burundan nefes alınmalıdır.

Stres veya bunalma anlarında, burundan derin nefes alınıp tutularak vücudun en ücra noktalarına kadar oksijenin gitmesi sağlanmalıdır. Sonra da, tutulan nefes verilmelidir. Böylece bu oksijen alımı bütün organların çalışmasını sağlayacaktır. Bu yapıldığında, beyin enerjisi açılır ve zihin berraklaşır.

İki elin birbiriyle ovuşturulması ve sonra yüze sürülmesi de negatif enerjinin boşalmasını sağlar.

Prof. Dr. Ahmet Maranki

Barutağacı Kabuğu

Kullanım Bilgileri: Kısa süreli olarak geçici kabızlık problemlerinde etkilidir.

Kullanım Tavsiyeleri: Demlenerek kullanılmaktadır. İnflamasyonlu bağırsak hastalıklarında, nedeni bilinmeyen karın ağrılarında önerilmez. Hamilelikte ve emzirme döneminde ancak doktor kontrolü altında kullanılabilir. 12 yaşın altındaki çocuklara tavsiye edilmez.

Dr. M. Ender Saraç / Doğanın Şifalı Eli

Tabiat eczanesinden şifalı bitkiler!

http://www.burasiturkiye.com internet sitesinde yer alan bilgilere göre, bazı yiyeceklerin taşıdığı özellikler:

Satsuma (Küçük portakal): İçerdiği folik asit ve C vitamini sayesinde öksürüğü ve kanlı tükürmeyi keser. Ayrıca kan pıhtılaşmasına karşı en etkin doğal yiyecek olduğu için ileri yaşlarda felç veya kalp krizi riskini de azaltır.

Tarçın: Yemeklere girmiş olabilecek E-coli bakterisinin vücutta yayılmasını önler. Midenin düzenli çalışmasına etki eder. Kusmayı engeller. Hatta bal veya limon suyuyla birlikte alındığında boğazdaki yanmaları keser.

Hardal: İçindeki singrin maddesi, midenin gaz çıkarmasına yardımcı olur. Sindirim sistemini düzenler, mide ağrılarını giderir. En fazla bir çay kaşığı alınmalıdır.

Nane: İçerdiği mentol, midenin normalleşmesini sağlar. Vücuda giren grip mikrobuna karşı savaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini de azaltır. Nane çayı, baş ağrısı, grip, stres gibi hastalıkların yanı sıra mide yanmasına da birebirdir.

Avokado: Sindirimi çok rahat olan bu meyve özellikle yeni doğmuş bebeklerin ilk maması olarak tavsiye ediliyor. İçerdiği E vitamini kalbe iyi gelir, yüksek potasyum dinç tutar ve insanı depresyona sokan uyuşukluluk ve rahatlığı atar. Vücudun kolesterol oranını ayarlar. Teninizin sürekli hücre yenilemesini sağlar (Zayıflamak isteyenler dikkat: Yağ oranı bir çikolata kadar yüksek olan avokadoyu yememenizi öneririz).

Çikolata: Sütlü çikolataları tercih edin. Çünkü içerdiği kakao yağı, magnezyum, E vitamini beynin kendisini yenilemesine ve psikolojik rahatlık sağlamasına yardımcı olur. Migreni olanlar çikolatadan uzak durmalıdır.

Patates: Orta boy bir patates, bir insanın bir gün içinde alması gereken C vitaminini içerir. Beyindeki serotonin adlı kimyasal maddenin kendisini yenilemesini sağlar.

Bezelye: Haftada 10 porsiyon domatesli bezelye yemeği yiyen bir erkeğin, yemeyene oranla prostat kanserine yakalanma riski yüzde 35 daha az. B vitamini ve protein deposu olan bezelye, kalp için de çok önemli.

Kepekli Ekmek: Kalp hastalıklarıyla bağırsak kanseri için faydalıdır. Günde 12 gramdan fazlası kişiye göre zararlı olabilir.

Kiraz: 100 gramında 40 kalori bulunuyor. İçerdiği ellegic asit, vücudu kansere karşı korurken, kiraz kalp damarlarındaki normal bir kan dolaşımını sağlar. Çok kiraz yenmesi, gut hastalığına yakalanma riskini de düşürür. Günde 20 kiraz yemek 1 aspirin yerine geçiyor.

Pirinç: E ve B12 dışında tüm B vitaminleri ve potasyum içerir. Özellikle kolon ve bağırsak kanserlerine karşı faydalıdır. Kolesterolü düşürdüğünden kalbe iyi gelir.

Fındık: Kalp krizine karşı koruyucu olan E vitamini açısından en zengin besinlerin başında gelir. Her gün yenilen bir avuç fındık kansere ve kırışıklıklara karşı koruyucudur.

Zeytinyağı: İçindeki omega yağ asitleri, kandaki kolesterol düzeyini dengede tutar. Antioksidan özelliği olan E vitamini açısından da zengindir. Bu sayede kalp krizi, felç, kanser ve erken yaşlanmaya karşı beyni koruyucu etkiye sahiptir.

Soğan: Bağışıklık sistemini güçlendirir. İçerdiği allicin ve sülfür, mide ve bağırsak kanserine karşı koruyucu etkiye sahiptir. Son araştırmalar kemik erimesine karşı, peynir ve sütten daha etkili olduğunu göstermiştir.

Çilek: Kolesterol düzeyini düşürür ve sindirim sistemini düzenler. Ellegic asit adı verilen kansersavan bir maddeyi de içerir.

Domates: Likopen açısından zengin ender bitkilerden biridir. Likopen, pankreas gibi çeşitli kanser hastalıklarını önleme konusunda hayati önemdedir. C vitamini açısından zengindir ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Lifli bir besin olması da bağırsak kanseri riskini azaltır.

Kayısı: Antioksidan olan betakaroten açısından zengindir. Hücrelere ve dokulara zarar veren moleküllerin etkisini ortadan kaldırarak kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Lifli olduğu için bağırsakları koruyucudur.

Tahıllar: Arpa, mısır, buğday, yulaf gibi tahıllar B ve E vitamini, potasyum ve kalsiyum içerir. Kanserojen maddelerin vücuttan atılması sürecini hızlandırır. Tahıl ağırlıklı bir beslenme rejimi, bağırsak kanseri riskini yarı yarıya azaltıyor.

Fasulye: Fasulye, C vitamini ve betakaroten gibi kalp hastalığı ve kanseri önleyen antioksidanlar açısından zengindir. B vitamini de cinsiyet hormonlarını kuvvetlendirir.

Pancar: Demir ve folik asit açısından zengin olan pancar, eski çağladan beri kan hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. Amerikalı uzmanlar, pancar suyunun sarılık tedavisinde de etkili olduğunu belirtiyor.

Lahana: Kanserli hücrelerin çoğalmasını önleyen kroten maddesi içerir.

Havuç: Tam 40 araştırma, havuç tüketimi arttıkça kanser riskinin azaldığını ortaya koymuştur. Bunun temel sebebi betakaroten, C ve E vitaminleri gibi antioksidanlar açısından zengin oluşudur.

Çay: Günde 2 bardak içilen çayla, 4 elma, 5 soğan, 7 portakal yemiş gibi kalp dostu antioksidan madde almış olursunuz. İngilizler, özellikle çocukların haftada en az 6 bardak sütlü çay içmesini öneriyor.

Papatya: Çay olarak içildiğinde sindirime yardımcı olur, karın ağrılarını dindirir. Sıcak bir banyonun ardından hazırlanacak papatya çayı torbaları, egzamanın sebep olduğu kaşıntı ve yanmaları alır.

Acı pul biber: Portakaldan 3 kat daha fazla oranda C vitamini içerir. Capsantin adlı kimyasal madde zona hastalığının sebep olduğu ağrıları dindirmek için yapılan kremlerde kullanılır.

Portakal suyu: Bir bardak portakal suyu günlük C vitamini ihtiyacının tamamını karşılar. İçindeki potasyum vücudun su dengesini korur; cildin kurumasını, kırışıklıkların meydana gelmesini önler.

Enginar: Bol miktarda folik asit ve potasyum içerir. Düşük yağ oranı, sindirimi kolaylaştırıcı etkisi, antioksidan özellikleri sayesinde anne adayı ve bebeğin sağlığına önemli faydaları vardır.

Böğürtlen: E vitamini içerir. Vücuttaki zararlı besin atıklarının temizlenmesini sağlar. C vitamini boldur. Cenini korur.

Kabak: 100 gram kabak günlük folik asit ihtiyacının 4’te birini karşılar. Yüksek orandaki potasyum sıvı-tuz dengesini sağlar.

Tahıl: İdrar yollarını açıcı, çalıştırıcı ve rahatlatıcı etkileri sayesinde dehidratasyonu rahatsızlığı bulunanların mutlaka yemeleri gerekir. Mideyi rahatlatıcı özelliği vardır.

EPİLEPSİ-SARA İÇİN -ŞİFALI BİTKİLER

Beyin hücrelerinin kontrol edilemeyen, ani, aşırı ve anormal deşarjlarından dolayı ortaya çıkan, beyin yollarını tıkayan bir durumdur.

Sara balgamdan veya sevdadan meydana gelir. Balgamın neden olduğu sara hastalığında, ağızda köpüklenme olur, beniz sararır.

Sevdadan olan sara hastalığında ise, vücutta zayıflama ve beniz kararması meydana gelir.

Epilepsi-sara için pratik bitkisel formüller

Çınar kabuğu kaynatıldıktan sonra, bal ile tatlandırılıp içilmeye devam edilir.

Kantaron çiçeği bal ile macun yapılarak yenmeye devam edilirse, sara köpüğüne iyi gelir.

Mavi çarkıfelek otu kaynatıldıktan sonra bal ile tatlandırılıp içmeye devam edilir.

Nergis çiçeğinin kokusu sara hastalığına karşı iyi gelmektedir.

Şakayık kökü veya çiçekleri kaynatıldıktan sonra bal ile tatlandırılıp içilmeye devam edilir.

Yulaf tek başına veya kediotu ile beraber kaynatılarak içilmeye devam edildiğinde sara nöbetlerine iyi gelir.

MEME KANSERİ İÇİN ŞİFALI BİTKİLER-BİTKİSEL İLAÇ

Meme; süt bezeleri ve süt bezlerinde üretilmiş sütü meme başına taşımakla görevli kanallardan oluşmaktadır.

Bu süt bezlerini ve kanallarını oluşturan hücrelerin kontrol dışında çoğalmaları ve vücudun çeşitli yerlerine yayılarak çoğalmaya devam etmelerine ‘meme kanseri‘ denilmektedir.

Son zamanlarda meme kanseri tedavisi için oldukça önemli gelişmeler meydana gelmiştir. Birçok tedavi imkanları ortaya çıkmıştır.

Bu imkanlar, önemli ölçüde, hastalığın tespit edildiği safhaya göre değişmektedir. Hastalık ne kadar erken safhada saptanırsa tedavi olanağı ve seçeneği o kadar fazla olmaktadır.

Meme kanseri için pratik bitkisel destekler

• 2 su bardağı kaynar suyun içine 10 gram civanperçemi koyarak kısık ateşte 5 dakika demlendirin.Sabah ve akşam aç karnına bir bardak bu civanperçemi çayını içiln. Öğlenleri tok karnına 1 bardak sarı kantaron çayı için. Akşam tok karnına bir bardak biberiye ve mürver çiçeği çayı için. Gece saat 22.00 de karabaş otu çayı ile şerbetçi otu çayı için. Bu uygulamaya 45 gün devam edin.

Soya fasulyesi ılık su ile ıslatın, bir gece bekletilerek süzün. Kavrularak yendiğinde kanser riskini önlemektedir.

Yenibaharın Faydaları


Yenibahar
;
12 m’ye kadar boylanabilen,aromatik,yapark dökmeyen bir ağaçtır.Yaprakları oblong,çiçekleri küçük beyaz ve demetler halinde,meyveleri küçük yeşil olgunlaştığında ise kahverengidir.Olgunlaşmadan önce toplanıp kurutulmuş meyveleri ve meyvelerinden elde edilen uçucu yağı kullanılır.Ülkemizde Jamaika biberi olarak da bilinir.Orta ve Güney Amerika’da Karayibler’de yetişir.

Yenibaharın Kullanım Alanları;
Sağlıkta:Öjenol taşır.Bu nedenler kusu gibi etkisi de kazranfile benzer.Sindirim sistemini uyarır,hazmı kolaylaştırır ve gaz gidericidir.Ayrıca antiseptiktir.Diyarede kullanılır.İştah açıcı ve kuvvet verici karışımların içeriğinde yer alır.
Gıdada:Kuvvetli kokulu,baharlı lezzettedir.Gıda sanayiinde,baharat veya türevleri likör formülasyonlarında;ayrıca çiklet,şekerleme,dondurma,çorba,turşu ve içeceklerde kullanılır.

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.