Archive

Archive for the ‘Çocuklar Domuz Gribi Aşısı Vurulmalımı’ Category

Domuz Gribine Karşı Çocuğumu Nasıl Korurum ?

Uzmanlar, domuz gribi nedeniyle kreşler ve eğitim kurumlarında eğitime ara verilmesinin çocuklar üzerinde psikolojik sorunlara ve davranış bozukluklarına neden olacağı uyarısında bulunuyor.
Özel Okul Öncesi ve Etüt Eğitim Kurumları Birliği Derneği Başkanı Nebahat Boğut, ”domuz gribi”nin velileri ve eğitim kurumlarını kaygılandırdığını ancak çocukların evde tutulmasının çözüm olmadığını bildirdi. Boğut, ”Aksine bu durum çocuklar üzerinde psikolojik sorunlara ve davranış bozukluklarına neden olacaktır” dedi.

Boğut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, domuz gribi nedeniyle kreş ve anaokulu öğrencisi velilerinin ”tedirginlik yaşadıklarını” ancak ”çocuklarını kreşe ve anaokuluna gönderip göndermeme konusunda bekleyiş içinde olduklarını” ifade etti.

Sürecin paniğe dönüşmemesi için resmi makamların konuya daha fazla eğilmeleri gerektiğini vurgulayan Boğut, ”Resmi makamlar, kaygıların azaltılması için ailelere ve okul öncesi eğitim kurumlarına sağlıklı bilgi akışı sağlamalı” dedi.

Boğut, Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü kontrolünde bin 500 civarında, Milli Eğitim Bakanlığı kontrolünde ise bin kreş, bakımevi ve anaokulu bulunduğunu, bu eğitim kurumlarına gelen çocuk sayısının 75 bini aştığını söyledi. Boğut, resmi kuruluşların kreş, bakımevi ve anaokullarındaki çocuklarla birlikte okul öncesi eğitim kapsamında bulunan çocuk sayısının çok daha fazla olduğunu belirtti.

Grip nedeniyle derneklerine bağlı her kreş, bakımevi ve anaokulundan şu ana kadar 3-4 çocuğun eğitime ara verdiğine dikkati çeken Boğut, velilerin paniğe sevk edilmesi ya da kafa karışıklığının ortadan kaldırılmaması halinde pek çok çocuğun daha evlerine kapatılacağını kaydetti.

”ÇOCUKLAR EVLERE HAPSEDİLMEMELİ”

Boğut, okul öncesi eğitim kurumlarının tatil edilmesinden, buralarda çocukları bulunan velilerin tedirgin edilmesinden en çok çocukların zarar göreceğine işaret ederek, şunları kaydetti:

”Çocukların kreş, bakımevi ve anaokullarından alınmaları, evlerde tutulmaları çözüm değil. Aksine bu durum çocuklar üzerinde psikolojik sorunlara ve davranış bozukluklarına neden olacaktır. Aileler çocuklarını eğitimsiz, pedagojik formasyonu olmayan kişilere teslim etmek zorunda kalacaklar. Aileler çok ciddi iletişim sorunu yaşayacak. Evlere kapatılan ve enerjisini boşaltamayan çocuklar mutsuz olacak.

Dünya Çocuk Hakları Bildirgesi’nin kabulünün 50. yılının kutlandığı bu günlerde, çocukların eğitim alma, yaşıtlarıyla bir arada olma, oynama haklarının ellerinden alınması tehlikesi söz konusu. Bu, çocuklara yapılacak en büyük haksızlıktır.”

Boğut, ayrıca Türkiye’nin okul öncesi eğitim konusunda dünyanın çok gerisinde olduğunu, son yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı öncülüğünde yapılan çalışmaları anlattı. Bu çabalar sürerken diğer taraftan okul öncesi eğitim kurumlarından çocukların alınmasına neden olabilecek haberlerle sektöre zarar verildiğini dile getiren Boğut, ”Okul öncesi eğitim kurumlarında 15-20 bin kişi istihdam ediliyor. Öngörüsüz davranışlar, halkı paniğe sevk edici yayınlar nedeniyle ekonomik kriz ortamında güçlük çeken eğitim kurumları kapanma ve onlarca insan işsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya. Sağlık gibi hassas bir konuda herkesin daha duyarlı hareket etmesi gerekiyor” diye konuştu.

Kaynak:
AA

Advertisements

Çocuklar Domuz Gribi Aşısı Vurulmalımı ?

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, domuz gribi aşısını yüz milyonlarca insanın kullanacağını, aşıyı elde etmenin Türkiye için ayrıcalık olduğunu belirtirken aşının kimlere ve nasıl kullanılacağına yönelik ayrıntılı bilgiler verdi.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, domuz gribi aşısıyla ilgili olarak, ”Dünyanın gelişmiş ülkeleri bu aşıyı 100 milyonlarca, belki milyarı geçen insana yapacak. Aşıyı elde etmek, halkına bu aşıyı yapmak aslında bir ayrıcalık. Türk halkı da bu ayrıcalığa sahip halklardan biri olacak” dedi.

Bakan Akdağ, domuz gribi salgını sürecine ilişkin bilgilendirme ve değerlendirmelerde bulunmak üzere İstanbul’daki medya kuruluşlarının yöneticileriyle Hyatt Regency Otel’de bir araya geldi.

Akdağ, toplantı öncesi yaptığı açıklamada, önümüzdeki aylarda tüm dünyada, kuzey yarı kürede yaygın bir birimde görüleceği bilinen H1N1 virüsünün yayılması ve Türkiye’deki tezahürüyle ilgili basınla ortak bir çalışma yapmak istediklerini bildirdi.

Halkın bu konuyla ilgili doğru şekilde bilgilendirilmesi ve hastalığa karşı farkındalığın artırılması gerektiğini ifade eden Akdağ, halk arasında gereksiz bir panik havası oluşmaması gerektiğini dile getirdi.

Hastalığın hızlı geliştiğini, bulaşıcılığının fazla olduğunu, ama genellikle hafif seyrettiğini anlatan Akdağ, şöyle konuştu:

”Genellikle hafif seyreden böyle bir hastalığa karşı tüm dünya neden böylesine dikkatli bir biçimde davranma ihtiyacı duyuyor? Dünya Sağlık Örgütü niçin tüm ülkeleri ciddi biçimde uyardı ve uyarmaya devam ediyor? Niçin ülkeler bir pandemi planı yapıyor?. Türkiye bu konuda öncü bir ülke. Türkiye 2004 yılından bu yana bir salgın planı yaptı ve bu plan çerçevesinde bugüne kadar geldi. Çünkü hızlı seyreden bu hastalık, toplumda milyonlarca kişiyi hastalandırabileceği için az sayıda da olsa riskli kişilerde, çocuklarda, akciğer, kalp hastalığı ve böbrek hastalığı olan kişilerde ağır bir hastalığa, öldürücü bir tabloya yol açabiliyor. Onun için hem dikkatli olmak lazım, hem de toplumun, kendisini nasıl koruyacağını bilmesi lazım. Bireylerin biraz farklı yaşamaya alışması lazım. Nasıl farklı yaşamak? Ellerimiz, bulaşma ihtimali olan yerlere dokunduğunda, yıkayacağız. Sabunla yıkayacağız. Kendimizi, çocuklarımızı korumaya çalışacağız.”

-”HALKIN KAFASINDAKİ SORU İŞARETLERİ”-

Bakanlığın, uygun gördüğü biçimde tüm dünyada olduğu gibi risk gruplarının aşılanması için de insanları doğru bilgilendireceğini belirten Akdağ, özellikle son zamanlarda bazı siyasilerin ve bilim çevrelerinin şahsi görüşlerini, bütün kurumsal görüşlerin üstünde lanse ederek, halkın kafasında bazı soru işaretleri yarattığını söyledi.

Halkın kafasındaki soru işaretlerini hep birlikte ortadan kaldıracaklarını kaydeden Akdağ, sözlerine şöyle devam etti:

”Biz bu aşıları bir sigorta olarak düşünüyoruz. Sağlıklı, erişkin yaş gruplarına zaten aşı yapmayacağız. Bu gruptakilerin aşılanmasını, biz onları korumak için istiyoruz. Zorla bir aşı yapacak değiliz. Özellikle çocuklar için ailelerin izinlerini de alacağız. Bu tartışmalar olduğu için, hatta yazılı izinlerini de alacağız. Aileleri çok iyi biçimde bilgilendireceğiz. Burada basının da desteğini istiyoruz. Şeffaf şekilde, basın aracılığıyla halkımızı bilgilendirmeye devam edeceğiz.”

-ABD VE AVRUPA’DAKİ UYGULAMALAR-

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Akdağ, ”Avrupa’da ve ABD’de aşının yapılmadığı, sadece Türkiye’de uygulanacağı yönünde bilgiler var. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?” sorusunu şöyle yanıtladı:

”Tabii ki bu bilgiler doğru bilgiler değil. Birçok Avrupalı ülke, neredeyse tamamı bu aşıyı temin etme konusunda bağlantılarını yapmış durumda. Hatta bizim düşündüğümüz grupların üstünde bütün halka aşı yapmayı düşünen ve hazırlıklarını bu şekilde yapıp satın almalarını buna göre yürüten ülkeler de var. ABD asgari 160 milyon kişiyi aşılama hususunda bir plan yapmış durumda ve aşılamalar ABD’de, İsveç’te, diğer bazı Avrupa ülkelerinde başladı. Türkiye’de henüz aşılanmaya başlanılmadı. Bu aşıyı 100 milyonlarca insana, belki milyarı geçen insana dünyanın gelişmiş ülkeleri yapacak. Aşıyı elde etmek, halkına bu aşıyı yapmak aslında bir ayrıcalık. Türk halkı da bu ayrıcalığa sahip halklardan biri olacak.”

Akdağ, ”Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun, okulların kapanmasına dair Sağlık Bakanlığının bir telkini olursa bu yönde adım atacağız” dediğini belirten bir gazetecinin ”İstanbul’da, Diyarbakır’da, Ankara’da bu yönde bir tedbir düşünülüyor mu?” sorusu üzerine şunları söyledi:

”Bu dinamik bir süreç. Yine bilimsel kurumların tespitiyle gerçekleşecek. Bir okulun kapanması kararı verilmesi mümkün. Bir sınıfın tatil edilmesi kararı verilmesi mümkün veya öğrencilerin bir yüzdesinin gelemeyeceğinin anlaşılması durumunda, derslerin diğer yayın araçlarıyla verilmesi kararı mümkündür. Diyarbakır’da da böyle yaptık. Bunların hepsini önceden çalışmıştık, çünkü biliyorsunuz ki hastalığın toplumda en hızlı yayılması için en uygun kişiler çocuklar. Çocuklar hastalığı hızlı biçimde yayabiliyorlar. Tekrar ifade edeyim; hastalık büyük çoğunlukla hafif geçiriliyor. Tabii o azınlığın içinde hastalananlar bizim çocuklarımız olacak. Onlar için çok dikkatli olmak zorundayız. Yani biraz zamana bağlı verilen kararlarla gerçekleşecek bir şey. Bilim kurumlarının kararlarına göre hareket edeceğiz. Gerekirse okul kapanmalar da olacak.”

-ALINAN AŞILARIN YETERLİLİĞİ-

”İlk aşılama ne zaman olacak?”, ”Alınan aşılar yeterli olacak mı?”, ”Yetmezse aşıların tekrar temini konusunda zorluk çekilir mi?” şeklindeki sorular üzerine Akdağ, bilimsel kurumların uygun gördüğü aşı planlamasına göre, şu anda yapılan anlaşmaların yeterli aşıyı almaya imkan sağladığını belirterek, 43 milyon ton aşı konusunda sözleşme yapıldığını kaydetti.

Bu aşıların her ay belli miktarlarda gelmek suretiyle mart ayının sonuna kadar hepsinin Türkiye’ye ulaşacağını ifade eden Akdağ, ”Aralık ayının sonuna kadar toplam aşının yüzde 40’ına yakını elimize geçmiş oluyor. Öncelikle bunlar sağlık çalışanlarına, çocuklara, hamilelere, ağır hastalara, ağır hastalığı olanlara yapılacak. Okullarda aşıları biz yapacağız. Diğer hastalığı olan vatandaşların sağlık ocaklarına, sağlık merkezlerine gelerek aşılarını yaptırmalarını bekleyeceğiz, ama elimizdeki hastalık verileri çerçevesinde gerekirse hastaların evlerine gideceğiz. Sonuçta gönüllü olarak aşılama yapacağız. Kimseye zorla aşı yapmayacağız” dedi.

Akdağ, virüsün hangi bölgelerde daha çok ilerleyebileceğine yönelik soru üzerine de ”Hiçbir bölgenin bundan salim kalması mümkün değil. Her bölgeye yayılacak. Bizim bütün gayretimiz, kişisel ve toplumsal temizlik tedbirleriyle, aşılamayla virüsün yayılmasını mümkün olduğunca azaltmaktır” dedi.

Virüsün hızlı yayılması durumunda yoğun bakım ünitelerin yeterli olup olmayacağı da sorulan Akdağ, şöyle konuştu:

”En ciddi senaryolar için hazırlıklıyız. Şu anda özel sektör imkanlarıyla birlikte yoğun bakım yataklarımız yeterli, ancak bu arada 600 yoğun bakım yatağı da oluşturuyoruz. Çünkü özellikle kamunun elindeki yoğun bakım yataklarının daha güçlü olmasını sadece bu durum için değil, vatandaşların ileride alacağı hizmetler için daha uygun görüyoruz. Tüm bu hesaplamalar hastalığın ağır geçebileceği düşüncesiyle yapılmıştır. Tabii bu 600 rakamı, geçen yıllarda eklediğimiz yoğun bakım yatakların sayısına ekleyeceğimiz sayıdır. Son yıllarda Türkiye’de yoğun bakım yatakları sayısını binlerce artırdık.”

”Cumhurbaşkanı, Başbakan ve siz aşı olacak mısınız?” sorusunu da Bakan Akdağ, ”Ben de sağlık çalışanıyım. Sağlık çalışanlarını ne zaman aşılarlarsa, beni de gelip o zaman aşılarlar” diye yanıtladı.

Akdağ, bir gazetecinin, ”böyle durumlarda okulların tatil edilmesinin çözüm olarak görülmesinin ne zaman bırakılacağı” sorusuna, ”Çok güzel bir soru. Bazı ülkeler tatil ediyor, bazı ülkeler etmiyor. Avustralya tatil yapmadı, ama ABD tatil yaptı. Bu hususta konjonktürel olarak o sürece göre bilim kurulları ne önerirse onu yapacağız” diye yanıt verdi.

AA

Kaynak:
Haber7.Com

Hamileler Domuz Gribi Aşısı Vurulmalımı ?

Sağlık Bakanlığı, hamilelere, bağışıklık yapma gücünü artıran, ancak kamuoyunda tartışmalara yol açan ”Adjuvan” maddesi içermeyen domuz gribi aşısından uygulayacak.


Selma Bıyıklı’nın haberi

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Sağlık Bakanlığı Türkiye’ye aşı temin edecek firmalardan biriyle yaklaşık 1 milyon doz ”Adjuvansız aşı” alınması konusunda sözleşme imzaladı. Anlaşmaya göre, söz konusu aşıların Aralık ayında Türkiye’de olması bekleniyor.

Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi (RSHM) Başkanı Doç. Dr. Mustafa Ertek, gebeliğinin özellikle son 3 ayındakilerde domuz gribinin risk yarattığını belirtti.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile Avrupa Hastalıkları Önleme ve Kontrol Merkezi’nin gebelere de adjuvan içeren aşı uygulanabileceğini bildirdiğini kaydeden Ertek, ”Bu tür konularda karar hekime bırakılıyor, ancak gebelere mümkün olduğunca hiçbir kimyasal ve biyolojik madde verilmemesi gerekiyor. Bu nedenle gebelere adjuvansız aşı uygulanmasına karar verildi” diye konuştu.

ADJUVAN NEDİR?

Aşının bağışıklık yapma gücünü artıran madde ”Adjuvan” olarak adlandırılıyor. Türkiye’de uygulanacak aşılar adjuvan olarak ”skualen” maddesi içeriyor.

Aşı adjuvanla birlikte yapılınca bağışıklık kazanma potansiyeli daha çok artıyor.

Bazı ülkelerde söz konusu maddenin özellikle hamilelerde yan etkilere neden olduğu iddiaları gündeme getiriliyor.

ABD’deki aşılarda adjuvan maddesi bulunmazken, Avrupa’daki aşılar bu maddeyi içeriyor.

Uzmanlar, ”Adjuvana bağlı yan etki görülebilir mi” sorusuna kesin yanıt veremezken, ”Gerçekleşme olasılığı düşük ihtimaller nedeniyle insanların aşıdan mahrum kalmasının doğru olmadığını, böyle bir yan etkinin olup olmayacağı şimdiden bilinmeden spekülasyon yaratılmasının doğru olmadığını” belirtiyor.
AA
Kaynak:
Haber7.Com