Archive

Archive for the ‘Artık Kanser Teşhisi Hücre Safasında Yapılacak’ Category

Artık Kanser Teşhisi Hücre Safasında Yapılacak

İngiltere’de bir Türk bilimadamının başında olduğu ekip, kanda yayılan kanser hücresi olup olmadığını belirleyecek bir test geliştirdi. Testle, kanser hücresinin sinyali belirlenerek, kansere yol açan genin susturulması hedefleniyor.



İngiltere’deki London Imperial College’de öğretim üyesi olan Prof. Dr. Mustafa Camgöz, ekibiyle birlikte kanser oluşumunu hücre düzeyinde belirleyecek bir test geliştirdi. Testin klinik safhasına geçtiğini söyleyen Camgöz, ”Dolaşan tümör hücreleri testi, artık laboratuvardan kliniğe girme safhasında. Yüzde 100 güvenle diyebilirim ki, 5 yıl içinde rutinleşir” dedi.

Kanser hücreleri normal hücreden farklı olarak kanda çok hızlı hareket ediyor ve hızla vücuda yayılarak hastanın ölümüne neden oluyor.
Geliştirilen test, kanser hücresini ürettiği sinyalden yakalıyor. Test şimdilik meme, akciğer ve prostat kanserinin erken tanısı için deneniyor.

Sinyal İpucu Veriyor
Sinyalin kendilerine yardımcı olduğunu belirten Prof. Camgöz, şunları söyledi: “Dolaşan tümör hücrelerini bulunarak bu kanser yola çıkmış mı; kanser türüne göre ameliyat mı ilaç mı, yoksa radyasyon mu olur gerekeni yapalım. Sinyalden geri dönüp proteine, proteinden gene dönüp protein ve geni susturma yolundayız. Sinyal bize ip ucu veriyor, hiperaktiviyeti önleyip kanserin yayılmasını önlüyoruz.”

Sihirli Mermi
3. Ulusal Moleküler Tıp Kongresi’ne katılmak için İstanbul’a gelen Mustafa Camgöz ‘ün ikinci çalışması ise sihirli mermi adını taşıyor.

Camgöz, “Sihirli mermi yolunu bilerek tümörü tanıyan bir mermi. Kan yoluyla vücuda verip tümör üzerine gönderip antikorun tümörü söndürmesini bekliyoruz. Antikora, zarar verici bir molekül bağlayıp tümöre gönderiyoruz bomba gibi tümörü patlatıyor” dedi.

Advertisements

Kanser Önceden Teşhis Edilebilir Mi?

Kanser ortaya çıkmadan önce ipucu veriyor mu? Kanser önceden saptanabilir mi?

Kanser hastalığında psikiyatrik şikayetlere çok sık rastlanıyor. Kişinin çektiği ızdırap ve tedavinin zaman alması moral değerlerini zayıflatıyor ve kişiyi depresif yapabiliyor. Konsülyasyon ve Liyozen Psikiyatrisi konusunda çalışmalar yapan Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi’nden Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. M. Kemal Arıkan, kanser ve psikiyatrik hastalıkların beraber olduğu vakalarda tanı koymada objektif ölçüm yöntemlerinden bahsetti.
İşte Arıkan’ın açıklamaları:

“Psikiometrik incelemeler adı altında geçmektedir. Tabi metastaz ve benzeri durumlar hesaba katılarak diğer biyolojik araştırma yöntemlerinden de yararlanılıyor.
 
Psikiometrik incelemerin önemi büyük. EEG’nin buradaki fonksiyonu çok önemli. EEG yöntemi, öncelikle beyin metastazı olup olmadığını ortaya koyabilen oldukça ucuz ve basit bir yöntemdir. İkinci olarak da paraneoplastik sendrom adı verilen henüz kanser ortaya çıkmadan beliren bir tablo var. O tablo bir çeşit limbik ensefalite benzer. EEG bulgusu ile saptanabildiğine dair ipuçları var. EEG vasıtasıyla belirli kemoterapötiklerin psikiyatrik bir sendroma yol açıp açmayacağını önceden kestirmenin mümkün olabileceğini düşünüyorum. Söz konusu kemoterapötiklerin başında örneğin malign melanoma için hemen tek seçenek olan alfa interferon gelmektedir.

Kanseri Önleyen Gıdalar Nelerdir ?

Prof. Dr. Tufan Koray, İzmir Körfezi’nde yetişmiş kefal türleri, dipten beslenen ve iç körfeze kadar giren pisi balığı gibi türlerin, insan sağlığı için zararlı ağır metaller içerdiğini, bu maddeler arasında kanser yapıcıların da bulunduğunu bildirdi.
Ege Üniversitesi (EÜ) Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tufan Koray, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ile üniversitenin 5 yıl süren bir çalışma yaptığını, proje kapsamında iç körfezden alınan balıklardaki toksin ve zehirli organizmaların incelendiğini belirtti.

İzmir’in kanalizasyonunun körfeze akmasını engelleyen Büyük Kanal Projesi’nin iyi sonuç verdiğini, proje öncesinde körfezin çok daha kirli ve kötü kokulu olduğunu anlatan Koray, projenin tamamlanmasından sonra da körfezden çıkan balığın yenmemesi gerektiğini dile getirdi.

İzmir Körfezi’nde yetişmiş olan kefal türleri, dipten beslenen ve iç körfeze kadar giren pisi balığı gibi türlerin, insan sağlığı için zararlı ağır metaller içerdiğini, bu maddeler arasında kanser yapıcıların da bulunduğunu kaydeden Tufan Koray, şunları söyledi:

”Midyelerin yenmesi de riskli olabilir. Aşırı tüketimden bahsediyoruz. Miktar çok önemli, mesela 5-10 midye yemekten bir şey olacağını sanmıyorum, ancak çok fazla toksin büyük zararlar verebilir, toksin miktarı değişiyor. Bazı midyelerde hiç toksine rastlanmadığı da oldu ama bir kişiyi öldürmeye yetecek miktarda da toksin bulunabilir midyede. İç körfezden çok midye yemek, Rus ruletine benziyor. O kadar riskli.”

İç körfezde hala avlanan kişiler olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tufan Koray, avlanan balıkların satılmasının ”korkunç” olabileceğini, vatandaşların iç körfezden avlanan balıktan uzak durması gerektiğini söyledi.

-TARIM İL MÜDÜRLÜĞÜ YETKİLİLERİ-

İzmir Tarım İl Müdürlüğü Kontrol Şube Müdürlüğü yetkilileri de AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bostanlı Balıkçı Barınağı ve Güzelyalı vapur iskelesi arasında çekilen hattın doğusunun su ürünleri sirkülerine göre ”avlanması yasak bölge” olduğunu hatırlattı.

Tarım İl Müdürlüğü’nün Emniyet İl Müdürlüğü desteğiyle 24 saat boyunca avlanmayı engellemek için su ürünleri kontrol teknesiyle bölgede nöbet tuttuğunu ifade eden yetkililer, avlanmaya çalışanları yakaladıklarını söyledi.

Yasak avlandıkları tespit edilen kişilerin araç gereçlerine el koyduklarını, 708 lira para cezası uyguladıklarını ve kaçak avlanan balıkları imha ettiklerini kaydeden yetkililer, ”Son bir ayda 20 ceza uyguladık. Bunların 19’u daha önce de yakalanan kişilere uygulandı. Bu da avlanmanın satış amacıyla yapıldığını gösteriyor” diye konuştu.

Kaynak:
AA