Archive

Archive for the ‘ağız ve diş sağlığı’ Category

Sağlıklı dişler için beslenmenin rolü büyük

Diş yapısının güçlenmesi ve çürüklerin önlenmesinde, süt, yoğurt ve beyaz peynir tüketimi büyük katkı sağlıyor.

Atatürk Üniversitesi (AÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Endodonti Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sinan Evcil, süt, yoğurt ve peynir gibi yiyeceklerin, diş yapısını güçlendirdiğini söyledi.

Söz konusu yiyeceklerin Türkiye’de ve özellikle de Doğu Anadolu Bölgesi’nde çok az tüketildiğine dikkati Çeken Evcil, şunları kaydetti:
“Biz ne yazık ki yetersiz beslenen bir toplumuz. Süt, yoğurt ve beyaz peynir gibi yiyecekleri yeterli seviyede tüketmiyoruz. Bu ekonomik nedenlerden dolayı da olabilir, alışkanlıktan da kaynaklanabilir. Söz konusu yiyecekler dişlerin özellikle mine yapısının güçlenmesini sağlar ve dişte çürüğün gelişim hızını yavaşlatır. Çürüğün, eksik yapıda daha çabuk geliştiği unutulmamalıdır.”

Evcil, Avrupa ülkelerinde diş yapılarının Türkiye’ye göre daha güçlü olmasının nedeninin, diş yapısına faydalı yiyecekleri tüketmesine bağlı olduğunu anlatarak, “Örneğin Norveç bu konuda çok gelişmiş bir yapıya sahiptir. Orada süt, yoğurt ve beyaz peynir tüketimi kişi başına kilogramlar düzeyindeyken, biz de ne yazık ki gramlar seviyesinde. Bu her şeyi açık açık ortaya koyan bir gerçektir” diye konuştu.

ASİTLİ VE ALKOLLÜ İÇECEKLER

Evcil, diş yapılarına en fazla zarar veren maddelerin başında ise asitli ve alkollü içeceklerin geldiğini ifade etti.

Kolalı ve alkollü içeceklerin uzun vadede dişlere büyük zarar verdiğini anlatan çeken Evcil, şöyle devam etti:

“Örneğin yemeğin üstüne asitli içecek içilmesi alışkanlığı büyük bir sorundur. Aynı şekilde alkol de dişe zarar verir. Asitli içecekler, başta diş yapısı olmak üzere, ağız yapısına da büyük zarar verir. Biz hastalarımızı bu konuda sürekli uyararak, bilinçlenmelerini sağlamaya çalışıyoruz.”

DİŞ ÇÜRÜMESİNDE GENETİK FAKTÖRLER…

Evcil, diş çürümelerinde önemli bir nedenin ise genetik faktörler olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
“İnsan ne kadar ağız bakımı yaparsa yapsın, dişi çürüyebilir. Bunun nedeni gen özellikleridir. Gen özelliklerinden dolayı kişinin diş yapısı farklı olabilir. Bu da çürüklere minimum yüzde 25 oranında etki eder. Ancak, diş ağızda ne kadar çürümeye başlarsa başlasın, yeterli gıda takviyesi yapılması ve düzenli fırçalanması durumunda, normal çürüme, 6 ayda tamamlanırken bu süre 6 yıla kadar uzayabilir.”

Evcil son olarak, diş ağrısı çekmeden diş hekimine gitmeme özelliğine de değinerek, “İş bu noktaya geldiğinde, doktora fazla seçenek bırakılmıyor. Vatandaşlarımız dişlerini periyodik olarak, düzenli kontrol ettirmelidir” diye konuştu.

Advertisements

Diş düşmanı alışkanlıklar..

Gün boyu içilen çay, kahve, aşırı tatlı tüketimi, sigara gibi bazı alışkanlıklar bir süre sonra dişlere zarar vererek, ciddi sorunlara yol açıyor..

Gün içinde farkında olmadan yaptığımız bazı hatalar, dişlerimize ciddi zararlar verebiliyor. Plusdent Diş Kliniği’nden Diş Hekimi Mehmet Kazandı bu hataları sıralayarak, dikkatli olmaya davet ediyor.

Sürekli kahve molası: Çoğunlukla ofis çalışanlarının sahip olduğu bütün gün kahve, çay içme ve atıştırma alışkanlığı, ağızda asit salgılayan bakterileri aktive ederek bu bakterilerin diş yüzeyinde yaşamasına ve dişleri çürütmesine neden olur. Çay ve kahveyi şekersiz tüketmek ya da bu içeceklerin yerine süt ve süt ürünlerini tercih etmek gerekir.

Sigara kullanımı: Sigara içmek ağız kuruluğundan, ağız kokusuna, dişlerin sararmasına ve hatta ağız kanserine kadar birçok hastalığa sebep olabilir. Sadece sağlıklı dişler için değil aynı zamanda sağlıklı bir yaşam için sigarayı bırakmak gerekir.

Diş ipi kullanmamak: Diş fırçasının ulaşamadığı diş araları diş ipi kullanılarak temizlenebilir. Diş ipi diş eti hastalıklarından korunmak için de ideal bir temizlik yöntemidir. Ayrıca bilinenin aksine dişler fırçalanırken diş fırçası kuru olmalıdır, fırça ıslatılarak yapılan işlemde, fırça kılları yumuşadığı için temizlik tam olarak gerçekleşmez.

Yemek dışında tüketilen tatlı: Birçok kişi yemekten birkaç saat sonra tatlı yemeyi tercih eder. Ancak ana yemekten hemen sonra yenilen tatlı ana yemeğin bir parçasıdır ve çürümeye yol açan bakteriler hala çalışırken yenildiği için onları tekrar aktif hale getirmez, onun yerine aktivitelerini yemek saatleriyle sınırlandırmış olur. Bu nedenle tatlıların yemek öğünleri içerisinde tüketilmesi diş sağlığı için önemlidir.

Diş Gıcırdatma probleminiz mi var? İşte size birkaç öneri…

Diş Gıcırdatma probleminiz mi var? İşte size birkaç öneri….

Günümüzde birçok kişi stresin neden olduğu hastalıklarla uğraşmaktadır. Stres bazı kişilerde tansiyon problemini, ülseri ve bazılarında da diş gıcırdatma problemini beraberinde getirir. Halk arasında diş gıcırdatma diye bilinen Brusizm hastalığı günümüzde çok yaygındır ve genellikle bu alışkanlığa sahip kişiler bundan habersizdirler.

Brusizm halk arasında diş gıcırdatma diye bilinen genellikle uyku esnasında oluşan güçlü çene hareketlerinin neden olduğu çeneleri sıkma, dişleri gıcırdatma olayıdır. Diş gıcırdatma ve diş sıkma günümüzde birçok kişinin sahip olduğu bir hastalıktır. Plusdent Ağız ve Diş Sağlığı’ndan Diş Hekimi Mehmet Zait Kazandı’ ya göre diş sıkma ve diş gıcırdatmanın en önemli nedeni strestir. Genellikle diş gıcırdatma 20 ve 40 yaşları arasındaki kişilerde görülür. Dişlerimizi sıkmamız ya da gıcırdatmamız sonucunda diş minesine zarar veririz. Bu da diş hassasiyetine ve de diş kaybına hatta pahalı bir tedaviye neden olabilir. Diş Hekimi Mehmet Zait Kazandı aynı zamanda diş gıcırdatması ya da sıkmasına sahip olan kişilerin gece uyurken dişlerini sıktıklarını ve de sabah çene ağrısıyla uyandıklarını, uyurken dişlerini gıcırdatarak çıkardıkları seslerin gece boyunca eşlerini uyandırdıklarını ve de bununda ilişkileri zora soktuğunu ekledi.

Plusdent Diş Kliniği’nden Diş Hekimi Mehmet Zait Kazandı bununun üç ana nedeni bulunduğunu belirtiyor: 1- Dental (dişle ilgili) nedenler; yüksek veya olması gerekenden düşük seviyede yapılmış dolgu ve protezler. 2- Psikofizyolojik nedenler; duygusal gerilim. 3- Anatomik farklılıklar; çene ekleminin konumunu değiştiren cerrahi işlemler. (yirmi yaş diş çekimleri vs.). Daha çok stres kökenli olan diş gıcırdatma ve sıkma sorununun ‘A tipi kişilik’ denilen mükemmeliyetçi kişilerde daha çok görüldüğü gözleniyor. Diş Hekimi Mehmet Zait Kazandı diş gıcırdatması şikayetiyle Plusdent Kliniği’ni ziyaret eden kişilerin düşünüldüğü gibi daha çok ağırlaşan ekonomik koşullardan etkilenmiş kişiler olmadığını hatta tam tersine her türlü imkâna sahip olan varlıklı kesimden de olduklarını belirtti.

Plusdent Diş Kliniği’nden Diş Hekimi Mehmet Zait Kazandı diş gıcırdatması ya da diş sıkması şikayeti olan kişilere bazı ip uçları verdi;

Bir Diş kliniğinden randevu alın; Bir diş kliniğinden size yardımcı olması için randevu alın. Bu kişi size akşamları kullanmanız için ısırma plağı olarak adlandırılan koruyucu plağı verecektir ki bu sizin dişlerinize daha fazla zarar vermenizi engelleyip ve beklide diş sıkmanızı ve de diş gıcırdatmanızı engelleyecektir.

Sıcak nemli bir bezle kompres yapın; Yatmadan önce 10 dakika yüzünüze sıcak ve nemli bir bezle kompres yapın bu çene kaslarınızın rahatlamasına neden olacaktır.

Meditasyon ya da sıcak duş; Yatma saatinizden önce meditasyon yaparak ya da sıcak bir duş alarak rahatlayın. Rahatlamanız aynı zamanda uykuya rahat bir şekilde dalmanızı ve de uyku esnasında da rahat olmanıza ve de uyurken kendinizi sıkmamanıza yardımcı olacaktır.

Alkol ve kafeinden uzak durun; Alkol ve kafein kullanımını mümkün olduğu kadar azaltın. Bu hem sizin sağlığınıza katkıda bulunurken diş gıcırdatma ve de diş sıkma probleminizden de uzaklaşmanıza yardımcı olacaktır.

Hamilelere diş sağlığı uyarısı

Diş hekimi Nazan Bozkurt, hamile kalmak isteyen ve hamile olan bayanların ağız-diş sağlıklarına daha çok özen göstermeleri konusunda uyararak, “İlk 3 aylık dönemde bebeğin organ gelişimi olduğu için diştaşı temizliği istenmeyen sonuçlar doğurabilir” dedi.

Medicana Bahçelievler Diş Hastanesi’nden Diş Hekimi Nazan Bozkurt, hamile olan veya hamile kalmak isteyen bayanları ağız ve diş sağlığı konusunda bilgilendirdi. Bozkurt, hamilelik döneminde hormon seviyelerinin değişimine bağlı olarak diş ve dişetlerinde hassasiyetin arttırdığını belirterek, “Bu dönemde gereksiz tedavilerden kaçınmak için hamilelik öncesinde gerekli tetkik ve tedavilerin yapılması ve devamında kontrollere devam edilmesi önemlidir” dedi.

Hamileliğin özellikle ilk 3 ayında gerekmiyorsa, enfeksiyona neden olmamak için diştaşı temizliğinden bile kaçınmak gerektiğini söyleyen Bozkurt, bu dönemde oluşacak enfeksiyon sonucu ortaya çıkan bakteriyemi nedeniyle bebeğin organ gelişiminin olduğu özellikle ilk üç ayda istenmeyen sonuçlar oluşabileceğine dikkat çekti.

Bozkurt, hamileliğe bağlı olarak değişen hormon seviyeleri ,dişeti sorunlarını doğrudan ,diş çürüklerini ise endirekt olarak etkilediğini söyleyerek, hamileliğin erken safhalarında dişetlerinde şişlikler ve kızarıklıkların gözlenebileceğine dikkat çeken Bozkurt, “Bu şekildeki diş etleri oldukça hassastır ve kolayca kanar. Hamilelik gingivitisi , genellikle hamileliğin ikinci ayında başlar, sekizinci ayında en üst seviyeye çıkar, doğumdan sonra kendiliğinden iyileşir. Ancak düzenli ağız-diş bakımı
yapmayan kişilerde oluşan ve diş etinin tahrişine neden olan bakteri plağı ya da diştaşı gibi etkenler hamilelik gingivitisi tablosunu daha ciddi boyutlara taşıyabilmektedir. Hamilelikte her çocukta bir dişin kaybedileceği yönündeki hurafelere inanmamak gerekir, çok yanlıştır. Çünkü hamilelikte, çocuk annenin dişlerindeki kalsiyumu alamaz, böyle bir şey söz konusu değildir. Hamilelik esnasında annenin dişlerinden kalsiyum kaybı olduğuna dair herhangi bir bilimsel kanıt yoktur. Bu dönemde bebeğin ve annenin
kemiklerinin sağlıklı olabilmesi için annenin günlük ortalama 1200-1500 mg kalsiyum alması gerekir. Anne adayının hamilelikte süt-süt ürünleri ve bol yeşil yapraklı kalsiyumdan zengin sebzelerle beslenmesi gerekir. Eğer gıdalarla alınan kalsiyum yeterli değilse bebek için gerekli olan kalsiyum annenin kemiklerinden sağlanır” ifadelerini kullandı.

Medicana Bahçelieveler Diş Hastanesi’nden Diş Hekimi Nazan Bozkurt, hamilelik döneminde dikkat edilmesi gereken hususları da şöyle sıraladı:

“Hamileliğin ilk üç ayında bebeğin organ gelişimi evresi olan ilk üç ayda mümkün olduğunca dental tedavilerden kaçınılmalıdır.Eğer mutlaka tedavi gerekiyorsa anne adayının jinekoloğu ile görüşüp düşük riskinin varolup olmadığı öğrenilip tedavi ona göre şekillendirilir. Mümkünse tedavi ikinci üç ayda gerçekleştirilir. Hamilelik esnasında günlük ağız-diş bakımı asla kesintiye uğramamalıdır. Hamilelik esnasında oluşan hormon artışı ağız mukozasını dış etkenlere karşı özellikle bakteri plaklarına karşı
daha hassas yapar. Günde iki kez diş fırçası ve diş ipi kullanılarak etkili diş bakımı yapılarak plak birikimine engel olunmalıdır. Ağız gargaraları yada ılık tuzlu su ile gargara yapılarak dişetlerinin rahatlaması sağlanır ve hassasiyeti azaltılır. Hamilelik döneminde kusma oluyorsa hemen ağız bol suyla çalkalanmalıdır. Hemen diş fırçalama yapılmamalıdır. Çünkü kusma sonucu oluşan mide asidi, fırçalama etkisi ile beraber dişlerde aşınmalar oluşturabilir. Ancak kusmadan bir saat sonra dişler fırçalanmalıdır. Hamilelik esnasında mümkün olduğunca ilaç kullanılmamalıdır. Kullanılması gerekiyorsa anne adayının jinekoloğu ile görüşülüp gerekli ilaç verilmelidir. Dental tedavilerde kullanılan lokal anesteziklerin üretici firmanın önerileri doğrultusunda kullanıldığı taktirde herhangi bir sakıncası yoktur. Hamilelik esnasında tetrasiklin grubu ilaçların alımına bağlı olarak bebeğin dişlerinde giderilemeyecek renkleşmeler oluşur. Kesinlikle bu tür ilaçların alımından kaçınılmalıdır. Ağrı kesici kullanmada dikkatli olunmalıdır. Doktorunuzun vereceği ilaç dışında herhangi bir şey kullanılmamalıdır. Diş hekimliğinde kullanılan röntgen makinelerinde her ne kadar radyasyon oranı düşük olsa da röntgen çekiminden kaçınılmalıdır. Zorunluluk yoksa bu işlem doğum sonrasına ertelenmelidir. Eğer çekilmesi gerekiyorsa anneye özel koruyucu önlük giydirilmeli, hızlı film ve düşük doz uygulaması yapılmalıdır.”

Hamilelik döneminde dişlerin neden çürüdüğüne açıklık getiren Bozkurt, “Hamilelik döneminde vücuttaki dengenin bozulması dişlerin çabuk çürümesine uygun bir ortam oluşturur. Bu dönemde tatlıya, abur-cubura olan düşkünlük artar. Bu gıdalar alındıktan sonra fırçalama yapılmazsa ağızda bakterilerin üremesi için uygun ortam hazırlanmış olur, dolayısıyla diş çürüklerinde de artma olur” dedi.

Gebelik döneminde diş tedavileri için ideal dönemin hangisi olduğu konusunda bilgi veren Bozkurt, “Trimestyr olarak adlandırılan 3-6 aylar arası dönem gebelik sürecinde diş tedavileri için ideal dönem olarak kabul edilmektedir. İlk ve son trimestırlarda ise zorunlu olmadıkça dental tedavilerden kaçınılmalıdır. Eğer gerekliyse diş filmleri kurşun önlük kullanılarak çektirilebilir. Diş ve dişeti enfeksiyonlarına bağlı olarak kullanılacak ilaçlar muhakkak hekim gözetiminde tercih edilmelidir. Bu dönemde artan östrojen ve progesteron seviyelerine bağlı olarak tüm vücutta olduğu gibi ağız ve dişeti dokularında da değişiklikler meydana gelir ve dokuların mikroorganizmalara karşı cevabı daha fazla olur. Özellikle dişeti kanaması olan hamile bireyler muhakkak bir periodontoloji uzmanına başvurmalıdırlar” ifadelerini kullandı.

UZMANLARDAN DİŞ SAĞLIĞI TAVSİYELERİ

Diyarbakır Ağız ve Diş Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Dr. Hamza Koca, vatandaşların serinlemek için yedikleri dondurma ve soğuk asitli içeceklerden kaçınmaları gerektiğini söyledi.

Küresel ısınmanın ve çöl sıcaklıklarının yaşandığı Diyarbakır’da dondurma ve asitli içeceklere yönelen vatandaşlara uzmanlardan uyarı geldi. Ağız ve Diş Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Dr. Hamza Koca, Diyarbakır’da bu yılının ilk 6 ayında 232 bin 96 hastanın başvurduğunu belirterek, “Bunlardan 69 bin 985’i diş çekimi, 41 bin 83 tanesi diş dolgusu, 25 bin 477 tanesi sabit protez, 5 bin 90 hareketli protez, 58 bin 589 adet diş temizliği, 3 bin 778 adet kanal tedavisi, 41 bin 366 dijital röntgen filmi ve 2
bin 773 hastanın ameliyatı gerçekleşti. Vatandaşlarımız dişleri ağrıdığı zaman ilk olarak hastaneye gelmeyip kendi imkanlarıyla ağrıyı durdurmaya çalışıyor.

Oysaki diş rahatsızlığından önce her 6 ayda bir tedavi için hastaneye gelinmesi gerekir. Dişler günde iki kez fırçalanırsa her türlü diş hastalığının önüne geçilmiş olur. Özellikle yemeklerden sonra mutlaka dişler fırçalanmalıdır. Aksi takdirde diş aralarında kalan yemek kırıntıları 24 saat içinde mikroba dönüşerek dişlerin çürümesine yol açar” dedi.

Vatandaşların yaz sıcaklıkları sebebiyle yedikleri dondurma ve soğuk asitli içeceklerden kaçınması gerektiğini belirten Dr. Hamza Koca, “Yaz aylarında içilen soğuk içecekler diş etlerinin ezilmesine sebep oluyor. Asitli içecekler ise dişlerin sararmasına ve çabucak çürümesine sebep olmaktadır. Sıcaklıklar nedeniyle soğuk içecekler yerine ılık içecekler içilmelidir. Sağlık güvencesi olmayan vatandaşımız neredeyse yok gibi. İsteyen istediği hastanede tedavi olabiliyor. Hastanemizde 55 uzman doktorumuz var.

Türkiye’de hiç bir ağız ve diş sağlığı merkezi ve diş hastanelerinde mevcut bulunmayan dijital röntgen, dijital sefalometrik görüntüleme, dijital panoramik görüntüleme ve dijital tomografik görüntüleme sistemleri hastanemizde hizmete sunulmuştur. Diş hastalarımız artık hastanemize güvenlik bir şekilde gelip tedavi olabilir” diye konuştu.