Archive

Author Archive

Palamut Köftesi Yapımı

MALZEMELER

1 adet palamut balığı
1 adet soğan
1 dilim ekmek içi
2 adet limonun suyu
1 su bardağı zeytinyağ
3 çorba kaşığı galeta unu
çam fıstığı
kuş üzümü
tarçın
karabiber
maydanoz
tuz

HAZIRLANIŞI

Balığın içini temizleyip, bol suda yıkayın. Kılçıklarından kolayca ayrılacak kadar haşlayın ve tencereden çıkarıp, süzün. Siyaha etlerini, kılçıklarını ve derisini temizleyin. Kalan eti bir kaba koyun.  Soğanı rendeleyin, ekmek içini hafifçe ıslatın yoğurup, ufalayın,  yumurtayı biraz çırpın bunları karabiber, tuz, tarçın, üzüm ve fıstıkla berberce balığa katın. Maydanozu ince ince kıyıp, ilave edin. Karışımı iyice yoğurup, küçük köfteler yapın. Zeytinyağını kızdırın, balık öftelerini galeta ununa bulayıp, kızgın yağda kızartın. Limon ve maydanozla süsleyip servis yapın.

OTLU & ZEYTİNLİ POĞAÇA

Gündem kalabalık.Domuz gribi ilkbahardan beri hayatımızda.Bu aralar hergün TV’lerda aşı olalım mı olmayalım mı tartışması alıp gidiyor. Bir gerçek var ki domuz gribi içimizde, sadece televizyonlarda değil.Neredeyse her gün “yok şu da olmuş, bak bu da olmuş” diye duyuyoruz. Allah herkese şifa versin, kendimizi koruyalım. Bol bol C vitamini alıp, bünyemizi güçlü tutalım.Hep söylendiği gibi ellerimizi sıkça yıkayalım. Griptir geçer demeyip, uzmanlardan destek alalım.

Gündemdeki diğer bir konu da GDO… Yılmaz Özdil’in bu konuda çok keyifli, bir o kadar da acı gerçekleri yüzümüze vurduğu bir yazısı var, okumanızı tavsiye ederim. Ne kadar koruyabiliriz kendimizi ve çocuklarımızı bilmiyorum tabii..Hayat bu kadar hızlıyken, tüketim bu kadar tavan yapmışken ne kadar engel olabiliriz bazı şeylere ama elimizde olan bir şey var. Yılmaz Özdil’in belirttiği mutfak genetiğimize nispeten sahip çıkabiliriz. En azından şu satırlardaki eğilimlere karşı durabiliriz ..
“Zahmet edip sütlaç yapmadığınız için, kek yapmaya üşendiğiniz için… İçinde ne olduğunu bilmediğiniz gofretleri, mısır patlaklarını kemiriyor sizin oğlan! Hamur tutmayı, şöyle mis gibi ıspanaklı bi börek yapıp, çantasına koymayı bilmediğiniz için, hamburger bağımlısı oldu……

Güya, çoluğunu çocuğunu düşünüyorsun, taze taze yesinler diye, pazara gidiyorsun… Eğri büğrü biberlere, doğal olduğu için tuttuğunda ezilen domateslere ağız burun kıvırıyorsun, hormonlu, tornadan çıkmış gibilerini alıyorsun… Ne işe yaradı senin pazara gitmen?”

Bu aralar hakikaten hem gripten hem de GDO’dan bana tabiri caizse “tırsma” geldi.. Ota, bibere sardım :) Pazara gidip, eğri büğrü ne bulduysam aldım :) Mercimek çorbasına kerevizi kakalıyorum, salatanın içine bir iki diş sarımsak doğruyorum , yapıyorum işte bir şeyler :)

Bu kadar otla haşır neşirken yazmadığımı farkettiğim bir tarife ait fotoğraf çıktı karşıma. Haziran ayında fotoğrafını çektiğim bu tarifi sıkça uyguluyorum.

Malzemeler:

  • 2 yumurta (birinin sarısı üzerine)
  • 2 yemek kaşığı yoğurt
  • 100 gr tereyağ – oda ısısında yumuşamış
  • 1 çay bardağı zeytinyağ
  • 1 paket kabartma tozu (Dr Oetker’in çeşnili seçenekleri çok lezzetli)
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1 yemek kaşığı sirke
  • ince kıyılmış dereotu, taze nane, maydanoz
  • 1 çay bardağı zeytin (ben Fora kullanıyorum, dilimlenmiş)
  • Yaklaşık 500 gr un (birden konulmaması gerekir)

Derin bir kaseye yumutaları (1 yumurta, 1 yumurtanın beyazı), yoğurdu, zeytinyağını, tereyağını koyup bir kaşık yardımı ile hafifçe karıştırıyoruz. Bu karışıma tuz, kabartma tozu ve azar azar unu ilave edip yoğurmaya başlıyoruz. Hamur iyice toparlanınca, ele yapışmaz bir kıvam almaya başlayınca zeytin ve ince ince kıydığımız otları da ilave edip hamura yediriyoruz. Bu aşamada zeytinlerin salacağı su nedeniyle yine un ilave etmemiz gerekebilir.

Fırınımızı 180 derecede ısıtıyoruz. Tepsiye yağlı kağıt serip hazırlıyoruz.

Hamurdan parçalar kopartıp yuvarlak yapıp tepsiye diziyoruz. Üzerlerine yumurta sarısı sürüp, bir zeytin dilimi ile süslüyoruz.

Üzerleri kızarana kadar pişiriyoruz.

Not: Bu tarifi zaman zaman içine beyaz peynir rendeleyerek de uyguluyorum,lezzetli bir sonuç veriyor.

Afiyetle,

Pantenalla Toscana

Sinapsin ve Yapisi

Sinir Hücreleri Arasındaki Uyarımın iletimi

Sinapsın Yapısı

Sinir hücresi nöritinin uç kısmında, birçok küçük dalcık vardır. Her dalcığın ucunda küre şekilli bir genişleme, yani SİNAPSUCU DÜĞMEClĞİ (=SUD) bulu­nur. Burası bir sonraki sinir hücresinin veya dendritin membranına oturur. Sinapsucu düğmeciği kompleksi ve onun altındaki membrana SİNAPS denir. Sinapsucu düğ-meciği, üzerinde bulunduğu hücre membranından, SINAPS YARIĞI ile ayrılır. Bu yarığın genişlği 20 nm’dir. Sinapslar, iki sinir hücresi arasında bir dokunma noktası olmayıp, sadece birer yakınlaşma bölgesidir. Arada daima bir yarık bulunur. Bu da, sinaps bağlarının mutlaka sabit olmayıp, çözülüp tekrar yeniden bağlanabileceklerini gösterir. Bunun dışında, hücreler arasında gevşek bağ, beynin sarsıntıya karşı duyarlı­lığını açıklar. Örneğin boks sporunda sürekli kafaya yumruk gelmesi ve futbolda ka­fa ile topa vurma, beyinde kalıcı bozukluklara yol açabilir.

Sinapsucu düğmeciği (=SUD) çok sayıda mitokondri ve küçük kesecikler, yani VESİKÜL’ler taşır. Bunlar sinapsucu düğmeciğinde ve hücrede sentez-lenen taşıyıcı (=transmitter) maddelerin depolanmasına yarar. Taşıyıcı maddeler, bil­giyi bir sonraki sinir hücresine nakleder. Transmitter maddelerin sentezinde büyük oranda enerji kullanılır. Bu nedenle sinapsucu düğmeciğinde çok sayıda mitokondri izlenir.

Sinir hücreleri şematize edilirken soma ve dendritlerdeki sinaps sayısı az olarak gösterilir. Oysa bir sinir hücresinin üstünde 103 – 104 adet sinaps izlenebilir. Sinaps­lar hücre membranında kürk kıllarına benzer şekilde yerleşir. İnsan büyük beyninin 1010 nöron taşıdığı ve buna bağlı olarak da sinaps sayısının 1013 ve 1014 gibi muaz­zam sayıları bulduğu hesap edilir. Bu kumanda elemanları arasındaki birleştiricinin 10 bilyon, yani on milyon x bir milyon adet noktaya sahip bir bilgisayara eşdeğer dir. Bu durum şimdiye kadar neden beynin işlevinin tam anlamı ile ortaya kona-madığını açıklamaya yeter.

Sinapsın İşlevi

Sinapsucu düğmeciğindeki vesiküller ASETİLKOLİN veya GAMMA AMİNO YAĞ ASİDİ gibi taşıyıcı maddelerle dolu ise bunlar sinaptik yarığa dönük membran yüzünde bulunur. Nörit kanalı ile aksiyon potansiyeli sinapsa gelirse, sinaps ucunda ki membranda bulunan porlar açılır. Böylece vesiküller patlar ve transmitter maddele­ri sinaptik yarığa girer. Moleküller, milisaniyenin kesirleri kadar süren bir zamanda, yarık tarafından emilir. Alıcı hücrenin membranındaki sodyum porlan, protein mo­lekülleri tarafından kapanır. Bunlar sadece transmitter molekülü taşıyan belli bazı maddelerle tepkimeye girer. Bu protein moleküllerine RESEPTÖR (=ALMAÇ) de­nir.
Eğer bir transmitter molekülü, reseptörle karşılaşırsa onunla tepkir. Reseptör molekülünün şekli değişir ve sodyum porlan açılır. Sodyum iyonları, alıcı hücreye girerek yeni bir potansiyelin oluşumuna neden olur. Bunun akabinde enzimler trans­mitter moleküllerini yıkar ve böylece reseptör molekülü kendi eski yapısını tekrar kazanır. Yani porlar kapanır. Asetilkolin adlı transmitteri yıkan enzime ASETİLKOLİNESTERAZ denir. Asetilkolindeki parçalanma ürünleri olan kolin ve sirke asidi sinapsucu düğmeciğine geri döner ve yeni transmitter molekülünün üre­timinde kullanılır. Bir sinapsın transmitter rezervi 2 000-5 000 impulsun taşınımı için yeterlidir.

Alıcı hücrede aksiyon potansiyeline yol açan sinapslara UYARICI SİNAPS-LAR denir. Bunun yanında bir de INHİBE EDİCİ SİNAPSLAR vardır. Bunlar, “gamma amino yağasidi” gibi, klor ve potasyum iyonları için iyon porlarmı açan özel transmitterler üretir.

Motorik Son Plaka

Sinir sisteminden çıkan bilgilerin çoğu kaslara gelir. Nöritleri kaslara kadar uza­nan sinir hücrelerine MOTORİK NÖRON denir. Motorik nöron onu destekleyen kas fibrilleri ile birlikte bir MOTORİK ÜNİTE (=BİRİM)yi oluşturur. Motorik birimin büyüklüğü değişiktir. Bir nöron, gözün dış kasındaki 5-7 fibrili denetler. Oysa üst kolda 700 ve alt kalçada 1 700 fibril bir nöronla denetlenebilir. Buna uygun olarak motorik ünitenin sayısı her kas için farklıdır. Örneğin bu sayı her kas için göz kas sisteminde 1 500, üst kolda ise sadece 700’dür. Motorik birim ne kadar küçük olursa, ilgili kas da o kadar iyi denetlenebilir. Bunun sonucu olarak ne kadar çok birim aynı anda aktive edilirse, kasa o kadar çok güç gelir.

Sinir hücresinden, kas lifine doğru gerçekleşen, bilginin taşındığı yer MOTO­RİK SON PLAKA’diT. Bu bir sinapsucu düğmeciğinden oluşur ve kas lifinin üst yüzeyinde bulunur. Aksiyon potansiyelleri bu sinapsa gelirse, transmitter olan Ase-tilkolin sinaptik yarığa salgılanır. Buna bağlı olarak kas lifi membranı, asetilkolinin etkisi altında, kısa bir zaman içerisinde potasyum ve sodyum iyonları için geçirgen bir duruma gelmiş olur.
Bunlar kas fibrilinde elektromiyogramla ölçülebilen bir SON PLAKA PO­TANSİYELİ oluşturur.

Aksiyon Potansiyelinin Nakli

Alıcı hücrede gerilim yavaş yavaş azaldığından aksiyon potansiyelleri birikir. Alıcı hücre nöritlerinin ilave noktaları hücreyi terkeden yeni aksiyon potansiyelleri oluşturur. Burada aksiyon potansiyel frekansı sinir hücresinin gerilim yüksekliği ile doğrudan doğruya orantılıdır.

İnhibe Edici Bir Sinapsın Etkisi

İnhibe edici transmitterin etkisi ile alıcı hücre membranındaki gerilim azalır. Nöritin ilave noktaları düşük gerilimlerde tepkimez. Bu yüzden aksiyon potansiyel­lerinin iletimi olmaz.

İki Aktive ve Bir inhibe Edici Sinapsın Ortak Etkisi

Üstte bulunan sinaps AP-AP-AP olmak üzere üç aksiyon potansiyeli gönderir. Ortadaki sinaps ise, ilk sinapsın ara bölgelerine gelen iki AP-AP potansiyelini iletir. Devrede sadece bu iki sinapsın olması halinde, alıcı hücre, giden potansiyellerin top­lamı olan AP-AP-AP-AP-AP olmak üzere 5 aksiyon potansiyeli şeklinde yanıt ve­rir. Oysa potansiyel dizininin tam ortasında, inhibe edici sinapsın etkisi görülür.

Yani alıcı hücrenin gerilimini geriye çeviren ve ortada bulunan bir AP kadar azalma söz konusudur. Bu durumda, alıcı hücre ancak AP-AP-AP-AP potansiyel dizinini gönderir. Yani gönderilen üç bilgiden, sadece bir yeni bilgi yapılmıştır. Gerçekten bir nöronda binlerce sinaps birlikte etki yapar.

Categories: Uncategorized

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu Gençlik İksiri


15-16 tane maydonoza 2 yemek kaşığı taze limon suyu ve yarım bardak da su ilave edildikten sonra blenderdan geçirilir. Sabah aç karnına kahvaltıdan 15-20 dakika önce içilir.

Bu karışımın özelliği gençleştirici bir etkisinin olmasıdır. Vücuttan toksin attırır ve karaciğer yağlanmasına karşı da mükemmel bir çözümdür. 15 gün boyunca her sabah içmek gerekir.

2. günden itibaren sabahları kalktığınızda daha dinç ve daha zinde kalkacaksınız. Yorgunluğu daha az hissedeceksiniz.kaynak:/mucizeiksirler.blogspot.com

Isırgan Otu (Nettle)

Kullanımı: Son yıllarda hakkında en çok spekülasyon yapılan bitkisel maddelerden biri de ısırgandır.
Geleneksel olarak çeşitli amaçlarla kullanılan ısırgan otu üzerine yapılan çalışmalarda, bitki ekstresinin prostat ve idrar yolları sorunlarında yardımcı olduğu, ayrıca antiviral etkinlik gösterdiği bilinmektedir.
Başığıklık sistemini güçlendirdiği, böbrek taşlarına karşı koruyucu olduğu kanıtlanmıştır.
Ayrıca idrar söktürücü olarak da kullanılır. Bununla beraber en önemli geleneksel kullanımı olan antitümör etkisine dair henüz bir kanıt bulunmamaktadır.
Isırgan aynı zamanda içindeki yüksek demir oranıyla ve kemik iliğini uyarıcı etkisiyle kansızlığa karşı da yararlıdır.
Isırgan tohumlarını öğütün ve aynı miktarda balla karıştırıp kullanın. Saklarken direkt güneş ışını görmemesine dikkat edin. Yaprakları çay olarak da kullanılabilir.

Dikkat edilmesi gereken noktalar: ısırgan otu ekstrelerinin tavsiye edilen dozlarda kullanımı için bildirilmiş herhangi bir yan etkisi yoktur, ancak çok düşük oranda, bazı kişilerde özellikle ciltte, alerjik reaksiyonlara yol açtığı görülmüştür.

Kimyasal ilaçlarla etkileşimi var mı? Isırgan ekstrelerinin, diklofenak içeren ilaçlarla beraber kullanıldığında ilacın antiinflamatuar etkisini arttırdığı rapor edilmiştir.

Dr. M. Ender Saraç / Doğanın Şifalı Eli

Kalamar Tava

MALZEMELER

250 Gr Temizlenmiş ve doğranmış kalamar
1 su bardağı süt
1 Su bardağı un
Karabiber
Tuz
Kızartma yağı

TARATOR İÇİN

½ Bayat ekmek içi
½ Su bardağı ceviz içi
2 Diş sarmısak (ezilmiş)
½ Limon suyu
½ Su bardağı su
Tuz
Kırmızıbiber

HAZIRLANIŞI

Temizlenmiş ve doğranmış kalamarları tuzlayıp biberledikten sonra bir kabın içersine alın.
Üzerini örtecek kadar süt koyup iki saat bekletin.
Sütün içinden çıkattıktan sonra una bulayın.
Üzerine un serptiğiniz tepsiye dizin.
Yağı tavada ısıtın.
Kalamarları kızgın yağda altın rengini alana kadar kızartın ve havlu kağıt üzerine alın.
Fazla yağını bıraktıktan sonra servis tabağına alıp tarator sos ile servis yapın.

TARATOR SOS

Mutfak robotunun içerisine kıyılmış ceviz içini, ıslatılmış ekmeği, limon suyunu, sarmısağı, suyu ve kırmızıbiberi koyup yoğurt kıvamına gelinceye kadar karıştırın.
Sos kabının içerisine alın.

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.