Archive

Archive for the ‘Uncategorized’ Category

Vajinal Yirtiklar

Epizyotomi Onarımı

Perineal onarım tekniği üç temel cerrahi prensibe da­yalıdır

İlgili yapıların tanınması.
İşlem sırasında ölü boşluk bırakılmaması.
Anatomik katların dikkatli bir şekilde karşı karşıya getirilmesi.
Epizyotominin vajinal komponentinin medial tarafı lateral tarafından daha uzundur. Bunun nedeni epizyotomide “bir silindir” yapının kesilmesidir. Bu si­lindirin bir kenarı pelvis yan duvanna bağlı iken, me­dial bölümü bir yere tutunmamaktadır. Bu ne­denle, epizyotomi onarımında iğne ile geçilirken medial taraftan lateral tarafa göre daha uzun alın­malıdır. Bu sayede vajinal kenarlar, himenal halka ve fourchette anatomiye uygun bir şekilde karşılıklı ge­tirilebilir.

Vajinal Yırtıklar

Bu tür yırtıkların çeşitli tiplerini ve onarım şekillerini açıklamadan önce aşağıdaki noktalara dikkat edilmesi gerekir:

Onarımın cerrahi prensipleri epizyotomidekilerle ay­nıdır. Vajina ve kollum dikkatli bir şekilde incelenmelidir. Bir yırtıkta kanamanın saptanmış olması diğer böl­gelerin de gözden geçirilmesini engellememelidir. Vajinal yırtıklar perineye kadar ilerlemeyebilir; bu nedenle de dışarıdan görülmeyebilirler. Benzer şe­kilde, bu yırtıklar rektal mukozanın küçük bir kısmını içine alabilir. İhtiyatlı yapılmamış bir değerlendirme daha sonra vulvada hematoma, vezikal ya da rektal fistule yol açabilir. Bu yırtıklar dokunmayla aşırı ağrı uyandırır. Bu ne­denle iyi bir anestezi yapılmalıdır. Bazen genel anes­tezi bile gerekebilir.

Perine yırtıkları birinci, ikinci ve üçüncü derece yır­tıklar olarak üç gruba ayrılır.

Birinci derece perine yırtıkları. Bunlar perine, vulva cildi ve/veya vajina mukozasını içerir. Alttaki yapılar intakt görünür. Bazen, bu tür basit yırtıklarda bile önemli bir kanama odağı olabilir. Bunun sütürle kont­rol edilmesi gerekir. Bazen de yırtık periüretral bölgeye uzayabilir; bu durumda kanama yoksa sütür koymak gerekmez. Nadir olarak, periüretral yırtık sonrası di-züriye bağlı idrar retansiyonunu önlemek için kalıcı sonda konması gerekebilir. Labia yırtıkları bir ya da her iki labiumda görülebilir. Bunlar çoğu kez kolayca iyi­leşir. Yırtık tüm labiumu geçmişse onarım gerekir. Bunun için 3/0 Vicryl ile ciltaltı bir kaç sütür yeterli olabilir. Dikkatli ve titiz bir onarım çok iyi sonuç verir.

İkinci derece perine yırtıkları. Yukarıdakilere ek olarak ikinci derece yırtıklarda, anal sfinkter de dahil olmak üzere perinenin yüzeysel ve derin kasları da olaya katılmıştır. Epizyotomi onarımında anlatılan prensiplere uyulduğunda, özellikle anatomik katların karşı karşıya getirilmesine dikkat edildiğinde bu tür yırtıkların zor gibi görünen onarımı mümkün olur. Anal sfinkterlerın tamiri tek tek Vicryl sütürleri kul­lanılarak diğer perine kaslarından ayrı olarak ya­pılmalıdır.

Hatalı açılan bir epizyotomi ilerilere doğru uza­yabilir ve düzensizleşebilir. 106-117’de gösterilen ol­guda doğumcu epızyotomiyi yetersiz açtığı için ikinci derece perine yırtığı oluşmuştur.

Üçüncü derece perine yırtıkları. Bunlarda olaya rektal mukoza da katılmıştır. Bu tabakanın tanınması, yırtığın nereye kadar uzandığının değerlendirilmesi ve yeterli anestezinin sağlanması gerekir. Onarımın vaz­geçilmez öğesi düz (plain) katgüt kullanılarak tek tek sütür konmasıdır. Mukoza kenarları rektum lümenine doğru inverte edilmelidir. Rektumun kas tabakası 3/0 Vicryl ile dikkatli bir şekilde onarılmalıdır.

Categories: Uncategorized

Cocuklarda Yeme Aliskanligi

Masada hep birlikte yemek yenmesi nasıl sağlanabilir?

Özellikle çocuk küçük olduğunda yemek zamanlan aile içinde kolay­lıkla bir kaosa dönüşebilir. Çocuğunuz masaya oturmayı reddedebilir, otursa bile sandalyesinde sürekli hareket ediyor olabilir, yemek iste­diği yiyecek ile masadan ayrılıp kendisine yemek için evde uygun ol­mayan bir yer seçebilir ya da ağzı dolu bir şekilde masanın altına gi­rip orada kalmak isteyebilir. İşte bütün bu davranışlar bir anlamda ço­cuğun sınırları da test ettiği zamanlardır. Günümüzde anne babaların uzun saatler çalıştıklarını düşünecek olursak akşam eve geldiklerinde zaten çocukları ile geçirecekleri süre de oldukça azdır. Birlikte yemek ise aile bireylerin hepsinin bir araya geldikleri tek etkinliktir.

Yorucu bir gün sonrasında anne babalar eve geldiklerinde ço­cuk için gün yeni başlar. Çocuk, aslında bütün günü anne ve ba­bayla yeniden buluşma beklentisi ile geçirmiştir. Bu nedenle de anne, baba ve çocuk arasında baştan kabul edilmesi gereken bir ri­tim, beklenti farklılığı vardır. Bu durum da doğal olarak anne ve babanın toleransını azaltır.

Evde belirli bir yemek zamanı olmasının ve birlikte masaya otur­manın çocuk açısından pek çok yararı vardır. Çocuk masada otura­rak ailenin bir bireyi olduğunu görür ve aileyi bir bütün olarak dene­yimler. Hele bir de yemek yeme eylemi aile bireylerinin birbirlerini dinlediği, birbirleri ile paylaşım içinde olduğu keyifli zamanlarsa ço­cuk böylesi bir buluşmadan duygusal ve sosyal olarak da beslenir.
Anne babalar belirli bir yemek yeme düzeninin yerleşmesinde genellikle çok ısrarcı olmazlar. Onların en çok ilgili olduğu şey ço­cuklarının bir şekilde bir şeyler yemesi, aç kalmamasıdır. O neden­le de çocuğunun nasıl yediği üzerinde pek çok anne baba durmaz. Aslında çocuk için yeme alışkanlığı daha kötüye gitmeden önce, daha iyiye gitmesi için kuralların bir an evvel hayata geçirilmesin­de yarar vardır.

Çocuğa çok kısa ve basit cümlelerle masada oturup yemesi ge­rektiğini söyleyerek vermek istediğiniz mesajı çocuğunuza çok açık bir şekilde vermiş olursunuz. Ancak tabii burada çocuğunu­zun ne kadar süre masada oturabileceği konusunda gerçekçi bir beklenti içinde olmanız gerekir. Ondan oturabileceği süreden daha fazla oturmasını beklemek çocuğu strese sokacaktır. Sözgelimi beş yaşının altındaki çocuklar için ortalama masada oturabilme süresi on beş dakikadır. Eğer çocuk yeterince yemişse ve artık masadan kalkmak istiyorsa zorlanmamak, aynı şekilde ağır yiyen bir çocuk da acele ettirilmemelidir.

Eğer şu ya da bu nedenle çocuğunuzla sorun yaşıyorsanız, ço­cuğunuz sizi dinlemeyi reddediyorsa o anda yapılabilecek en doğ­ru şey çocuğu sorunun yaşandığı ortamdan birkaç dakikalığına uzaklaştırarak onun sakinleşmesini sağlamaktır. Bu kısa zaman diliminde yalnızca çocuğunuzun sakinleşmesini değil, davranışı üzerine düşünerek, sizden özür dilemesini de sağlamış olursunuz. Üstelik böylece o anda yaşanan gerilimin dağılmasını da sağlamış olursunuz. Böylece çocuk kuralın varlığını yaşayarak deneyimle-miş, söz konusu davranışın anne ve babası tarafından kabul edi­lemeyeceğini anlamış olur. Ancak burada anne babaların en çok dikkat etmeleri gereken şey, elbette çocuğa da haksızlık yapılma­masıdır. Zaman zaman anne babalar kendi yorgunluk ya da stres­lerinden ötürü normal çocuk davranışını yaramazlık olarak değer­lendirip kolaylıkla cezacı bir tutum içine girebiliyorlar. Anne baba­nın yeterince hassas davranmayarak cezacı bir tutum sergilenme­si çocuğa kuralların varlığından çok anne baba davranışlarının tu­tarsızlığını anlatır, bu da çocuğu hırçınlaştırır.

Categories: Uncategorized

Aile İci Huzursuzluk ve Cocuklar

Aile İçi Huzursuzluk ve Çocuklar

Bebeğin/çocuğun uyku düzeni aile içi huzursuzluktan etkilenir mi?

Aile içi huzursuzluklar bebek ve çocuklarda sadece uyku değil başka problemlere de neden olur. Anne baba arasındaki tartışma­lar, bağrışmalar bebeğin/çocuğun geceleri kaygılı bir şekilde uya­nık kalmasına neden olur.

Özellikle bebeklerin dünyalarını anne babalarının duygu durum­ları oluşturur. Anne baba arasındaki gerilim ya da açık şekildeki ça­tışmalar bebeğin önünde yaşanmasa da bebek aradaki gerilimin var­lığını hisseder. Daha önce, annelerde gö­rülen doğum sonrası depresyonu konu­sundan babanın anneyi depresyondan koruyucu rolüne değinilmişti. Babanın olmaması ya da anne ile çatışma içinde olan bir baba rolü anneyi depresyona çok daha açık bir hale getirir. Böylesi bir olumsuz anne baba ilişkisi içinde bebek annenin gerilimini ve anne babanın birbirlerine yakın olamayışlarını hisseder. Bu da bebeğin dünyasının, içinde huzuru yaşayamadığı, rahatça kendisini bıraka­rak uyuyamadığı çorak bir ortam olmasına neden olur.

Anne babalar aralarındaki geçimsizlikten çocuklarının etkilene­bileceği gerçeğini kabul ederler; ama bebeklerinin de bir şeylerin farkında olabileceklerine inanmakta zorlanırlar. Pek çok anne baba, “Evet biz aramızda sorunlar yaşıyoruz; ama o daha çok küçük, hissetmesine olanak yok…” diye düşünür. Oysa mutsuz olan bir annenin bebeğini kucağında taşıması ve ona gösterdiği anlayışla mutlu olan bir annenin bebeği ile kurduğu ilişki aynı olmayacaktır. Evliliğinde mutlu olan bir kadın kendisini güvende hissettiğinden bebeğine de kendisini daha kolay güvende hissettirecektir.

Karı koca arasındaki çatışmalar çözümü en zor olan sorunlar­dandır. Anne babanın bu tür bir çözümsüzlüğü, açmazı yaşıyor ol­ması, birlikteliklerinin niteliğine bağlı olarak çocuklarına yapacak­ları duygusal atıflarını, kendi anne baba rollerine ilişkin algılarını olumsuz yönde etkiler.

Anne babanın gerekiyorsa bir uzmanın yardımını alarak önce kendi aralarındaki sorunların üzerine gitmeleri, kendilerinde dav­ranış değişiklerinin ardından bebeklerinde/çocuklarında bir deği­şimi beklemeleri gerekir. İyi bir anne baba ilişkisi bir bebeğin ruh­sal gelişimi açısından en çok ihtiyacını duyduğu şeydir.

Categories: Uncategorized

Salatalik Çorbası

Mutfak: Türk
Süre: 40 dk
MALZEMELER
2 adet salatalik
1 çay bardasi iç ceviz
1 kg yogurt
2 yemek kasigi kiyilmis taze nane
4 dis sarmisak
3 yemek kasigi zeytinyagi

YAPILIŞ TARİFİ
1-Salataliklari soyup ortadan ikiye ayirin. iri çekirdekleri varsa çikarin,
küçük parçalar halinde dograyip üzerine tuz serperek 30 dakika bekletin.
2-Salataligin suyunu ince delikli bir süzgeçten bastirarak çikartin. Bu suyu
yogurt, kiyilmis ceviz, nane, dövülmüs sarmisak ve biberle karistirin.
Damla damla zeytinyagi yedirin. Servise kadar buzdolabinda bekletin.
3-Servis yaparken çorba kaselerine birer dilim salatalik koyup 1 yemek
kasigi da kirilmis buz serpin.

Categories: Uncategorized

Kan Transfuzyonu

Kan Transfüzyonu

Kan transfuzyonu; kan kaybını yeri­ne koymak, 02 taşıma kapasitesini ve kardiyak debiyi artırmak, kan elemanla­rını tamamlamak, pıhtılaşma faktörleri ve bağışıklık cisimlerini yerine koymak ve hemopoetik organları uyarmak ama­cıyla tam kan veya kan komponentle-rinden birisinin verilmesidir. Kan trans­fuzyonu sırasında;

Mümkün olan her durumda alıcı­ya kendi ABO ve Rh grubundan kan verilmelidir. Eğer yoksa ve acil bir durum söz konusu ise O Rh (-) kan verilebilir, AB grubu A, B veya 0 grubundan kan alabilir. Serumdaki antikorların en aza indirilmesi açısından böyle durumlarda eritrosit süs­pansiyonu tercih edilmelidir.

Başlamadan önce mutlaka çapraz karşılaştırma yapılmalıdır.

Alıcı serumundaki inkomplet an-tikorların araştırılması için alıcı serumu ve verici eritrositleri ile indirekt cobmbs testi yapılmalı­dır”
Transfüze edilecek kan hemoliz ve bakteriyel kontaminasyon yö­nünden kontrol edilmelidir.
Kanın gerçekten o kişiye ait olup olmadığı tekrar kontrol edilme­lidir.

Mutlaka standart filtre ile trans­füzyon yapılmalıdır. Bu filtre 170-260 mikron çapında delik­lere sahip olup büyük kan pıhtıla­rını tutar. Lökosit filtrelerinin kullanıldığı durumlarda buna gerek yoktur.
Kanı rutin olarak ısıtmaya gerek yoktur. Birkaç saat içinde 1-3 ünite arasında kan verilecek ise ısıtma gereksizdir.

Kan komponentleri sadece %0.9 NaCI ile uyumludur. Diğer solüs­yonlar hemolize neden olurlar. Ayrıca kalsiyum içeren solüs­yonlar antikoagülan olarak sitrat içeren kanlarda pıhtılaşmaya neden olurlar. Ian_ içerisine hiçbir ilaç eklenmemelidir.

Ciddi transfüzyon reaksiyonla­rında klinik belirtiler genellikle erken ortaya çıktığı için, hastanın klinik durumu başka bir şekilde gerektirmedikçe kan veriliş hızı ilk 15 dakika içinde 5 mL/dk’yı geçmemeli ve bu süre içinde hasta yakın takip edilmelidir. Hızlı transfüzyon için eşik değer 50 mL/dk’dır.
Herhangi bir reaksiyon sırasında transfüzyon durdurulmalıdır.

Transfüzyon maksimum 4 saatte tamamlanmalıdır.

Transfüzyon başlangıç ve bitiş zamanı mutlaka kaydedilmelidir.
Kan transfuzyonu yararlı olduğu kadar bazı zararları da olan bir tedavi şeklidir.

Categories: Uncategorized

Cografya Harita Bilgisi

Coğrafya Harita Bilgisi Konu Anlatımı

Harita Nedir: Yeryüzünün tümünün ya da bir bölümünün, kuşbakışı görünüşünün, belli bir ölçeğe göre küçültü­lerek bir düzlem üzerine aktarılmasına harita denir.

Çizilen şekillerin harita özelliği taşıması için;
Kuşbakışı görünüşü aktarması
Bir ölçeğe göre küçültülmesi gerekir.

Harita çiziminde;
Öncelikle kullanım amacı belirlenir.
Çizimi yapılacak alanın koordinatları belirlenir.
Çizim yöntemi belirlenir.

Bir haritada bulunması gerekenler:

Başlık (Haritanın Konusu)
Ölçek
Yön oku ya da koordinatlar
Lejand

Kroki nedir: Yerşekillerinin kuşbakışı görünümünün ölçek kullanılmadan kabataslak kâğıt üzerine aktarıl­masıdır.

Haritalar oluşturulurken haritada gösterilen, yer­şekillerinin biçimi gerçeğe tam uymaz kara ve denizlerin biçim ve boyutlarında bozulmalar olur. Haritalarda görünen gerçeğin az ya da çok ben­zeridir.
Bu durum;

Dünya’nın şekli
Yerşekillerinin engebeli olmasından kaynaklanır.

Projeksiyon Yöntemleri

Haritaları gerçeğe daha yakın çizebilmek için paralel ve meridyenlerden yararlanılır. Küresel yüzeyi düzlem üzerine aktarırken ortaya çıkan bozulmaları gidermek için farklı yöntemler uygulanmaktadır. Bunlara PROJEKSİYON denir.

Başlıca projeksiyon yöntemleri ve özellikleri

1. Silindirik Projeksiyon

Bu yöntemde, silindirin iç yüzeyi, küreye tam Ekva­tor üzerine değecek biçimde yerleştirilir. Kürenin coğ­rafi koordinat ağı, silindir yüzeyi üzerine yansıtılır. Böy­lece paralel ve meridyen ağı oluşturulur.
Silindirik projeksiyonla hazırlanan haritalarda, şe­killer kutuplara gidildikçe olduğundan büyük görülür.
Bu projeksiyon hava ve deniz haritalarında yaygın olarak kullanılır.

2. Konik Projeksiyon

Bu yöntemde küreye değen projeksiyon yüzeyi bir konidir. Konik projeksiyonlarla kürenin en iyi gösterilen kesimleri orta enlemlerdir. Orta enlemlerden kutuplara ve Ekvator’a gidildikçe bozulma artar. Yani gerçek bo­yutlarından uzaklaşır.

3. Düzlem Projeksiyon

Projeksiyon yüzeyinin küreye kutup noktasından değdirilmesiyle çizilen bu haritada, değme noktasın­dan uzaklaştıkça şekillerin büyüdüğü görülmektedir.
izdüşüm alan, haritalardan yararlanılarak bulunur. Gerçek alan ile izdüşüm alan arasındaki fark, Dün-ya’nın şekli ve yerşekillerinin engebesinden kay­naklanır.

Örneğin; Türkiye’nin gerçek yüzölçümü 814.518 km2., izdüşüm alanı ise 779.452 km2, dir. Bu farklılığın ne­deni, Türkiye’nin engebeli bir ülke olmasıdır.

Ölçek nedir: Yeryüzünün haritaya aktarılması için uygu­lanan küçültme oranıdır.

Ölçek Çeşitleri:

1. Kesir Ölçek: Payı daima 1 olan kesrin paydasına küçültme oranı yazılır.

1 km. lik bir uzunluk haritada 1 cm. gösterilmişse, bu uzunluk 100 000 kez küçültülmüş demektir. Böylece ölçek 1 /100 000 olur.
Kesrin paydasındaki değer büyüdükçe, küçültme oranı arttığı için ölçek küçülür, haritanın ayrıntıları gösterme gücü azalır.

2. Çizik Ölçek: Harita üzerindeki belli bir uzunluğun, gerçekte hangi değerde olduğunun, çizgi üzerin­deki dilimlerle belirtilmesi sonucu elde edilen öl­çektir.

Harita Çeşitleri

Ölçeklerine Göre Haritalar

a) Büyük Ölçekli Haritalar: Ölçekleri 1/200 000 den büyük olan haritalardır. Plânlar ve topografya harita­ları büyük ölçekle çizilir.

b) Orta Ölçekli Haritalar: Ölçekleri 1/200 000 ile 1/500 000 arasında yer alır.

c) Küçük Ölçekli Haritalar: Ölçekleri 1/500 000 den küçük olan haritalardır. Atlas ve duvar haritaları kü­çük ölçeklidir.

Büyük Ölçekli Haritaların Özellikleri
Küçültme oranı azdır. (Ölçeğin paydasındaki rakam küçüktür.)
Ayrıntıları gösterme gücü fazladır.
Dar alanları gösterir.
Aynı alanı gösteren küçük ölçekli haritaya oranla kağıt üzerinde daha geniş yer kaplar

Küçük Ölçekli Haritaların Özellikleri
Küçültme oranı fazladır. (Ölçeğin paydasındaki ra­kam büyüktür.)
Ayrıntı azdır.
Geniş alanları gösterir.
Aynı alanı gösteren büyük ölçekli haritaya oranla kâğıt üzerinde daha küçük yer kaplar.
Yerden yükseldikçe görülebilen alan yükseltinin karesiyle doğru orantılı olarak genişler.

Kullanım Amaçlarına Göre Haritalar

A) Genel Amaçlı Haritalar

1) Fiziki Haritalar: Yerşekillerini gösteren haritalardır (Fiziki haritalardaki renkler yükselti ve derinlik ba­samaklarını gösterir).

2) Siyasi Haritalar: İdari bölünüşü ve sınırları gös­terir.

3) Topografya Haritaları: Yerşekillerini ayrıntılı olarak gösteren büyük ölçekli haritalardır.

B) Özel Amaçlı Haritalar: Bir konuya bağlı olan, özel olarak hazırlanmış haritalardır.

1) Jeomorfoloji Haritaları
2) Jeoloji Haritaları
3) izoterm Haritaları
4) İzobar Haritaları
5) Hidroğrafya Haritaları
6) Nüfus Haritaları
7) Yerleşme Haritaları
8) Tarım ürünleri ve dağılışlarını gösteren haritalar
9) Madenler ve dağılışlarını gösteren haritalar 10) Turizm haritaları vb…

Haritalardan Yararlanma

Uzunluk Hesaplamaları

a) Gerçek Uzunluk Bulma

GERÇEK UZUNLUK = HARİTA ÜZERİNDEKİ UZUNLUK x ÖLÇEK PAYDASI

Fiziki Haritalarda Yerşekillerini Gösterme Yöntemleri

Kabartma Yöntemi: Yerşekillerinin yüksek yerle­rinin kabartılarak, alçak yerlerinin çukurlaştırılarak üç boyutlu olarak gösterilmesidir.
Renklendirme Yöntemi: Yükselti ve derinlik ba­samakları mavi, yeşil, sarı ve kahverengi tonlarla boyanarak gösterilir.

0 – 200 metreler arası koyu yeşil
200 – 500 metreler arası açık yeşil
500 – 1000 metreler arası sarı
1000 – 2000 metreler arası açık kahverengi
2000 m. den yüksek yerler ise koyu kahverengi ile gösterilir.

Gölgelendirme Yöntemi: Eğimin az olduğu yerlerin aydınlık, eğimin fazla olduğu yerlerin karanlık ya da gölgeli olarak gösterildiği yöntemdir.

Tarama Yöntemi: Eğimin fazla olduğu yerlerin kısa, sık ve kalın, eğimin az olduğu yerlerin seyrek, uzun ve ince çizgilerle taranarak gösterildiği yön­temdir. Bu yöntemde düzlükler boş bırakılır, ta­ranmaz.

İzohips Yöntemi: Yerşekilleri, aynı yükseltideki noktaların birleştirilmesiyle elde edilen eğrilerle gösterilir.

İzohipslerin özellikleri:

İç içe çizilmiş kapalı eğrilerdir.
Bir eğri üzerindeki tüm noktalarda yükselti aynıdır.
Eğrilerin sıklığı eğime bağlıdır. Eğim fazla ise eğriler sık, eğim az ise eğriler seyrektir.
izohips aralığı (iki eğri arasındaki yükselti farkı) ölçeğe bağlıdır. Büyük ölçekli haritalarda izohips aralığı azdır (10-20 metrede bir).
Aynı haritada feohips aralığı değişmez.
Sıfır metre eğrisi deniz seviyesinden geçer.
Genellikle nokta ile gösterilen yerler dağ dorukla­rıdır.

Categories: Uncategorized

Skafoid Kiriklar ve Alci Uygulamasi

Skafoid Kırıklarında Alçı Uygulaması

Endikasyonlar

1. Skafoid kırığı
2. Skafoid kırığı şüphesi

Malzemeler

a) 1.5 cm genişliğinde pamuklu tübüler bandaj
b) 5.0 cm genişliğinde pamuklu tübüler bandaj
c) 7.5 cm genişliğinde ortopedik yün
d) 7.5 cm genişliğinde alçı rulo
e) Makas
f) Plastik örtü
g) Ilık su dolu kova

Yöntem

1. Hasta rahat bir pozisyonda sandalyeye oturtulur, kolu dirseklere kadar açılır ve dirsek masa üzerine dayanır.
2. Hastanın giysileri plastik bir örtüyle örtülür.
3. El orta ekleminden dirseklere kadar 5 cm’lik pamuklu tübüler bandaj uygulanır, başparmak için bir delik açılır.
4. Başparmağa 1.5 cm’lik pamuklu tübüler bandaj uygulanır.
5. Kola doktorun isteğine göre pozisyon verilir. Hastadan bileğini geriye doğru bükmesi ve avuç içinde sanki bir rulo tuttuğunu düşünerek işaret parmağı ile başparmak uçlarını birleştirmesi istenir. Bu pozisyon alçı uygulaması bitene kadar korunmalıdır.
6. Ortopedik yün sargı el orta ekleminden dirseklere kadar ve başparmak etrafına sarılır.
7. Ilık suyla bir alçı sargı ıslatılıp sıkılır ve başparmakta interfalangeal eklemine kadar el ve etrafında sarılarak, başparmağa ve ele bir pozisyon verinceye kadar uygulanır.
8. Alçı rulo ılık suda ıslatılıp sıkılır ve her dönüşte bandajın 2/3’ünü kaplayacak şekilde, spiral biçiminde bilekten dirseğe kadar sarılır.
9. Kırışıklıklar düzeltilir.
10. Alçı üzerindeki yün ve pamuklu tübüler bandajın fazlası geriye doğru itilir, el parmak orta ekleminin ve başparmak ucunun serbest olmasına dikkat edilir.
11. Yün ve pamuklu tübüler bandajın gevşemesini engellemek için alçı, diğer bir alçı sargı ile sağlamlaştınlır.
12. Geniş bir kol askısı kullanılır.

Hastaya Uyarı ve Öneriler

Üst ekstremiteler için yapılan uyrı ve egzersizler izlenir.

Categories: Uncategorized
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.