Archive

Archive for the ‘sanal alemin çocuklar uzerindeki etkisi’ Category

Sanal Alem İçin Dilenen Çocuklar Var !

Erzurum’da okula gitmek üzere evden çıkan ve 6 gün sonra cesedi bulunan Musa Kang’ın, ‘Metin2′ adlı oyun nedeni ile kaçırıldığı iddiası gözleri internet oyunlarına çevirdi.
İnternet kafelerin en iyi müşterisi olan ilköğretim öğrencilerinin para hırsını da tetikleyen oyunları oynamak için dilendiği bile ortaya çıktı. Öğrencileri kafelerden uzak tutmak için dedektif gibi internet kafeleri gezen İstanbul’daki Ayhan Şahenk İlköğretim Okulu Müdürü Ergün Nart, internet bağımlısı ortaokul öğrencisi A.Y.’nin havaalanında dilendiğini, havaalanı yetkililerinin kendisini arayarak haber verdiğini anlatıyor. A.Y.’yi defalarca internet kafeden çıkardığını söyleyen Nart, durumu aileye aktardıklarını ancak bir sonuç alamadıklarını belirtiyor. Fatma Süslügil İlköğretim Okulu Müdür Yardımcısı Zekayi Yılmaz da benzer bir vaka ile karşılaştığını ifade ediyor. Dördüncü sınıfa giden iki öğrencinin Topkapı’da bir firmaya giderek kitap, defter alamadıklarını bu yüzden okula gidemediklerini anlatarak ağlayarak para istiyor. Yılmaz, ertesi gün firma yetkilisinin okula gelerek bu iki çocuk hakkında bilgi istemesi üzerine durumu öğreniyor.

İnternet kafeler sabah 06.30′da açılmasın

Konuştuğumuz okul müdürleri, internet parası için dilenen öğrencilerin yanı sıra su, kâğıt mendil satarak, insanları tartarak, para kazanmaya çalışan bu çocukların çoğunun internet kafelerin müdavimi olduğuna dikkat çekiyor. İnternet kafelerin sabah 06.30′da açıldığına, birçok öğrencinin ailesine ‘okula gidiyorum’ diyerek gününü kafelerde geçirdiğine işaret eden okul müdürleri, “Bu işyerlerinin sabah erken saatlerde açılmasına izin verilmemeli. Okulların karşısında bir sürü internet kafe var. Çocuklarımızın geleceği için internet evlerine denetim sıklaştırılmalı.” diyor.

İnternet kafelerin müdavimi olan on binlerce öğrenci okullarında da devamsızlıktan kalma tehlikesi yaşıyor. Devamsızlıkların artması üzerine öğretmenler durumu okul müdürleriyle paylaşıyor. Birçok okul müdürü, oyun bağımlısı öğrencileri alışkanlıklarından vazgeçirmek için çare arayışında. Öğrenciler derse girdikten sonra mahalle aralarını, civardaki internet kafeleri gezen okul müdürleri, kafelerde yakaladıkları çocukları doğruca okula getiriyor. Gözlemlerini Zaman’a aktaran okul müdürleri kafelerde hep aynı öğrencilere rastladıklarını belirtiyor. Çocukları okula götüren müdürler, internet kafe sahipleriyle karşı karşıya kalıyor.

Kafe sahibi, müdürü tehdit etti

Ayhan Şahenk İlköğretim Okulu Müdürü Ergün Nart, bazı kafe sahiplerinin kendilerinden hoşlanmadığını, kafeden müşterileri kaçırdığı iddiasıyla tehdit bile aldıklarını söylüyor. Bir başka okul müdürü, kafe sahibinin kendisini ayaklarına kurşun sıkmakla tehdit ettiğini belirtiyor. Ergün Nart, öğrenciler okula gelmediğinde mutlaka aileyi aradıklarını ama bazı ailelerin bu konuda bilinçsiz olduğundan yakınıyor. Nart, her hafta öğrencilerin evlerine devamsızlık raporu gönderdiklerini ancak ailelerin çocukların takibini yapmadığını dile getiriyor. Rehber öğretmen Hatice Özdemir de okul olarak bir an evvel velileri bilinçlendirme seminerleri düzenleyeceklerini aktarıyor. Özdemir, bu konuda acilen çözüm beklediklerini, bağımlılık yapan oyunların kontrolsüz kullanımını ortadan kaldırmaya yönelik tedbirlerin alınması gerektiğinin altını çiziyor.

Okul yönetimleri, öğrencilerin devamsızlıktan sınıfta kalmalarına sebep olan internet bağımlılığına karşı emniyetten yardım istiyor. Müdürler internet kafe sahiplerinin çeşitli uyarılarıyla karşı karşıya kaldığından kafeleri çocuk polisine şikayet ediyor. Denetledikleri kafede 12 yaşın altında çocuklar varsa ve bilgisayarlarda filtreleme programları yoksa polis tutanak tutuyor. En düşük 10 bin, en yüksek 50 bin lira olmak üzere para cezası kesiyor.

Bağımlılık nasıl anlaşılır?

Yediden yetmişe herkesin hayatında büyük bir yer tutan internet, çeşitli hastalıkları da beraberinde getiriyor. Bilgisayar başında sabahlayanlar, tüm işlerini bırakıp internete kendini kaptıranlar bağımlı olduğunun farkında bile değil. Sosyal iletişim ağı düşük olan insanlarda internet bağımlılığı riski artarken uzmanlar, bağımlılığın kendine özgü bir sistem oluşturduğuna ve içinden çıkılmaz bir hal aldığına dikkat çekiyor. ‘Ben bağımlı değilim’ diyen birçok insan aslında internet bağımlısı. Peki, internet bağımlısı olduğunuzu nasıl anlarsınız?

Eve gider gitmez hemen bilgisayarınızın başına oturuyorsanız.

Gereğinden fazla internette oyalanıyorsanız.

İnternette vakit geçirmek için yemek yemeyi, uyumayı ihmal ediyorsanız.

Ailenize ve arkadaş çevrenize vakit ayırmıyor, tüm vaktinizi bilgisayar başında geçiriyorsanız.

Normal yaşamda ilişki kurmakta zorlanıyorsanız ve sanal dünyada kendinizi daha güçlü, mutlu hissediyorsanız,

Aşırı internet kullanımının zarar verdiğinin farkında olup iradenize hakim olamıyorsanız ve masa başından kalkmamakta ısrarcıysanız.

Tüm işlerinizi internette vakit geçirmek için erteliyorsanız bağımlı olduğunuz söylenebilir.

Uzman Psikolog Gözde Hatiboğlu, “Bunlardan herhangi biri görülüyorsa internet kullanımı bağımlılık derecesinde diyebiliriz. İnterneti ihtiyacınız dışında ortalama iki saatten fazla kullanıyorsanız dikkat etmelisiniz.” diyor. Eğer çocuğunuz okula gitmiyorsa, internetten dolayı ders başarısı düşmüşse, yeme ve uyuma bozukluğu yaşıyorsa, asosyal bir hal almışsa bir an evvel doktora başvurmalısınız.

İnternet bağımlılığı için hastanede tedavi oluyorlar

Uyuşturucu, alkol, kumar gibi alışkanlıklardan kurtulmak için tedavi gören hastaların yanı sıra internet bağımlılığından da sıyrılmak için hastaneye yatanların sayısı gün geçtikçe artıyor. İnternet bağımlıları için İstanbul’daki Balıklı Rum Hastanesi Madde Bağımlılığı Kliniği’nde oluşturulan özel üniteye 5 ile 50 yaş arası pek çok insan başvuruyor. Türkiye’de internet en çok gençler tarafından kullanıldığı için 12–18 yaş grubundan hastalar daha yoğun.

İnternetin günlük hayat düzenine zarar verdiği gençlerden birisi de 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Z.H. Babası, Z.H.’nin vaktini sürekli bilgisayarın başında geçirmesinden ve okula gitmeyerek sosyal çevreden kopmasından endişelenerek oğlunu hastaneye götürür. 4 haftadır babasıyla birlikte tedaviye gelen Z.H. telkinler sonucu bağımlı olduğunun bilincine erince tedavi süreci başlar.

Uzman Psikolog Gözde Hatiboğlu’nun verdiği bilgiye göre 21 yaşındaki genç hastaneye ilk geldiğinde, “Bende problem yok!” düşüncesinde imiş. Hatiboğlu, görüşmeler sonucunda kendisinin bilgisayar başında sabahladığını, uykusuz kaldığını, okula gitmediğini hatta doğru düzgün yemek bile yemediğini anlattığını ifade etti. Anlatınca fark etmeye başlamış internet alışkanlığının bağımlılığa dönüştüğünü. İnternetsiz kalınca yoksunluğa girmek gibi bir kriz hali olmadığını söyleyen Hatiboğlu, Z.H.’nin spor yapmaya, arkadaşlarıyla vakit geçirmeye, okula gitmeye başladığını ekliyor ve şimdiki halinin iyi olduğunu belirtiyor.

35 yaşında iki çocuk babası M.S. kumar bağımlılığı şikâyetiyle hastaneye başvurmuş. Ailesinin teşvikiyle tedavi olmayı kabul eden M.S.’nin tedavi sürecinde kumar bağımlılığının yanı sıra internet bağımlısı olduğu da ortaya çıkmış. Dışarıda kumar oynamamak için kendisini eve kapatan M.S., bir süre sonra internetteki kumar sitelerinde kumar oynamaya başlamış. Sabahlara kadar bilgisayar başında kumar oynayıp yüklü paralar kaybeden M.S., bu durumun ciddiyetinin farkına vararak hastaneye tedaviye gelmiş. Bağımlılığı ciddi seviyede olduğu için ailesi tarafından terk edilme durumuyla karşılaşan M.S., 4 hafta hastanede kaldıktan sonra ilaç tedavisinin de etkisiyle hayatına yeni bir yön vermiş. Hastaneyle sürekli irtibat halinde olan M.S.’nin şu anki durumu iyi.

İnterneti yasaklamak tek başına çözüm değil

İnternet bağımlılığının ciddi bir hastalık olduğunu belirten uzmanlar, bu bağımlılığın tedavi edilebilir olduğunu vurguluyor.

Bağımlılıkların temelinde kişinin haz arayışının bulunduğunu söyleyen Uzman Psikolog Gözde Hatiboğlu, internetin kullanım dozu arttığında madde bağımlılığı kadar zarar verdiğine dikkat çekiyor. Her yaştan insanın internet bağımlılığı nedeniyle tedavi olmak istediğini aktaran Hatiboğlu, interneti sınırlamanın ya da tamamen yasaklamanın etkili bir çözüm olmayacağını ifade ediyor. Uzmanlar, bağımlıların enerjilerini atabileceği sosyal kanallara, spora ya da herhangi bir sanat dalına yönelmesi ve sosyal çevreyle güçlü iletişim kurmaları gerektiğine dikkat çekiyor. Bağımlılığın birçok aileyi yıktığını aktaran Hatiboğlu, aile desteğinin ve teşvikinin çok büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor ve ekliyor: “Kişinin çabası, tedavi olmak istemesi en önemli unsur.”

Kaynak:
(Zaman)

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.