Archive

Archive for the ‘kalp kapakcığı’ Category

Kalp Kapakcigi Hastaligi Nedir ?

Kalp Kapakçığı Hastalığı nedir?

Kalpte sağda ve solda, “kulakçıklar” ve “karıncıklar” dediğimiz, dört boşluk vardır. Bunların aralarında ve ka­rıncıklardan akciğere ve tüm vücuda giden ana damarla­rın başında kapaklar bulunur. Bunlar, kalpte dolaşımın doğru yönde olmasını sağlarlar. Kapaklar, kalp romatiz­ması, yaşla eskime ve kireçlenme veya mikroplarla iltihap sonucunda daralabilir, tam kapanamaz ve görevlerini ya­pamaz hale gelebilirler. Bu durumlara “kalp kapak hasta­lıkları” diyoruz.

Bu hastalığın Türkiye’de görülme sıklığı nedir?

Binde 5 civarında diyebiliriz, kalp-damar hastalıklarıy­la kıyaslanırsa, oldukça düşük bir oranda. Eskiden daha sıktı, ama toplumun sosyoekonomik düzeyinin yükselme­siyle, özellikle romatizmal kapak hastalığının azalmasıyla giderek seyrekleşti.

Kalp Kapakçığı Hastalıkları, daha çok kimlerde görülüyor? Genç, yaşlı ayırt ediyor mu?

Romatizmal kalp kapak hastalığı, genç yaşlarda ve da­ha çok kadınlarda, eskimeye bağlı olan ise her iki cinste de, daha çok ileri yaşlarda görülür.

“İleri yaşlarda görülüyor” dediğinize göre, yaş ilerle­dikçe kapaklarda bir eskime, yıpranma oluyor. Peki, her insanın kalp kapağı yıpranır mı, eskir mi?

Hayır, herkesinki görevini yapamayacak kadar bozul­maz. İnsanların yüzde birinde kalp kapaklarında eskime görünüyor. Tansiyon ve kolesterol yüksekliği gibi faktörler varsa, eğer doğuştan kalp kapaklarında bazı yapısal fark­lılıklar bulunuyorsa, o zaman bu eskime daha hızlı olarak daha erken yaşlarda gerçekleşebilir.

Romatizmal kalp hastalığı ve Kalp kapakçığı çökmesi

Kalp kapak hastalığından nasıl korunacağız?

Romatizmal kalp hastalığından korunabiliriz. Roma­tizmal kalp hastalığına “akut romatizmal ateş” dediğimiz bir hastalık sebep oluyor. Streptekok cinsi bazı mikroplar­la boğaz iltihabı geçiren kişilerin küçük bir bölümünde başta eklemlerinde, kalbinde olmak üzere bazı organların­da iltihabi bir reaksiyon oluyor. Bu, çoğunlukla 5-15 yaş arasındaki çocuklarda görülüyor. Korunmanın başta gelen yolu akut romatizmal ateş gelişmesini önlemek. Bunun için boğaz iltihabının, penisilin gibi antibiyotiklerle ve ateşli romatizma geçiren kişinin tekrar bir atak geçirme­mesi için ileri yaşlara kadar aylık penisilin iğneleriyle teda­visi gerekiyor. Genel temizlik kurallarına dikkat edildiğin­de hastalık daha az görülüyor. Okullar çok kalabalıksa, askerler çok kalabalık koğuşlarda yatıyorlarsa, hastalığın çabuk bulaşabileceği bir ortam varsa daha sık görülüyor. Bu mikrobik hastalık sağlıklı koşullarda daha seyrek olduğu için romatizmal ateş de olmuyor. Bu gibi ortamların koşulları da giderek düzeldiğinden hastalık, eski yıllara göre giderek daha az görülüyor.

O zaman sağlığa uygunlukla yakından ilişkisi var…

Evet. Kişiler sağlıklı ortamda yaşıyorsa, temizliğe dik­kat ediyorsa, bulaşmanın daha az olabileceği ortamlar varsa, o zaman azalıyor. Ayrıca her boğaz iltihabı geçiren kişide de olmuyor. Ancak kalıtsal olarak yatkınlığı varsa hastalık gelişiyor.

Bu hastalık ne tür belirtilerle “buradayım” diyor?

Ateşli romatizma atağı sırasında ateş, eklemlerde şişlik ve ağrılar oluyor. Sonradan kalp kapaklarında eğer daral­ma, tam kapanamama gibi durumlar olmuşsa, hastada bu nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Uzun zaman sessiz de kalabilir, uzun yıllar ya­kınmaya neden olmayıp, daha orta yaşlarda veya ileri yaş­larda da ortaya çıkabilir.

Kalp kapakçığı değişimi, Teşhisini koymak kolay mı?

Kolay, çok zor olduğu söylenemez. İyi bir fizik muaye­ne şüphelendirir. Ekokardiyografi, ultrasonla kalbin ince­lenmesi başta gelen bir teşhis yöntemidir bu hastalıkların tanısında. Bunun dışında kalbin içine telle girilerek ince­lendiği “kateterizasyon” dediğimiz bir yöntem var. Bu yöntemlerle kolaylıkla tanı konulabiliyor.

Tanıyı koyduk diyelim ki tedavi etmek kolay mı?

Eğer kapaklarda fazla hasar yoksa, ilaç tedavisiyle bu has­taların şikayetleri giderilebilir. Bazı darlık olan kapaklarda aynı damarlarda olduğu gibi balonla açma tedavisi uygulanı­yor. Eğer bunlar mümkün değilse, ameliyatla kapağın önce­likle tamiri düşünülüyor, tamiri de mümkün değilse, o za­man kapak değiştirilerek, takma (protez) kapak konuluyor.

Tedaviye geç kalınması halinde…

Kapağın darlığı veya yetersizliği zamanında tedavi edil­mezse, kalp adalesi geri dönülmez bir şekilde yoruluyor, bozuluyor, hasar görüyor ve “kalp yetersizliği” dediğimiz durum oluşuyor ve sonunda hasta kaybediliyor.

Dramatik bir sona da gidebilir…

Zamanında tedavi, zamanında ameliyatla o kapağın ta­miri veya değiştirilmesi çok önemli. O zaman hasta ömrü­nü normal bir şekilde sürdürüyor.

Kalp Hastalığı ve Protez kapak nedir ?

Kalp Hastalığı ve Protez kapak
Suni kapaktan bahsettiniz az önce. Bunlar ne kadar randımanlı hasta için?

Protez kapakların metal olanları, hastanın tüm yaşam süresince çalışıyor. Bunun dışında bir de domuz veya sığır­dan veya kadavradan alınıp hazırlanan kapaklar var, bun­lara “biyoprotezler” deniliyor. Bunların ömrü, protez ka­paklardan daha kısa. Onun için genç hastalara biyoprotez takılmaz, ancak genç kadınlara, gebe kalacaklarsa biyop­rotez takılabiliyor. Gençken takılırsa çoğunlukla ikinci bir ameliyatla tekrar değiştirmek gerekiyor, ancak yaşlı hasta­lara, ileri yaşlardakilere biyoprotezler takılabiliyor. Bunun dışında hastaların büyük çoğunluğunda, metal protezler kullanılıyor.

Daha uzun ömürlü olduğu için…

Evet.

Ameliyat sonrası yaşam süresi nedir?

Kalp adalesi yorulmadan zamanında girişim yapılmış­sa, hastalar normal yaşam sürelerini tamamlıyorlar. Bir kısalma olmuyor yaşam sürelerinde ve yaşam kaliteleri de çok iyi oluyor. Protez kapak içinde pıhtı oluşmaması için kan inceltici ilaç kullanıyorlar, bu nedenle bazı konulara dikkat etmeleri gerekiyor, ameliyat olacakları zaman, o ilacı kesmeleri gibi. Kanları zor pıhtılaştığı için, ameliyat, diş çekimi gibi bazı durumlarda önlem almaları gereki­yor. Bunun dışında tamamen normal yaşantılarını sürdü­rüyorlar.

Protez Kalp

Yapılan organ nakillerinde bazı organları vücut, redde­debiliyor. Burada sonuçta bir suni kapaktan bahsettiniz. Bu kapağın reddi diye bir şey olabilir mi?

Hayır. Ne protez kapaklar ne de biyoprotezler için böy­le bir durum söz konusu değil.

Diyelim hastanız kadın ve genç sayılabilecek bir yaşta. Protez bir kapak takılması gerekiyor. Eğer bu kadın gebe kalmak isterse?

Protez kapak takılan hastaların, yaşamları boyunca kan inceltici ilaç kullanmaları gerekiyor. Bu ilacın fetüs üzerinde istenmeyen etkileri olabiliyor. İlacı bırakıp yerine benzeri başka tedaviler kullanıldığında, anne için de pro­tez kapakta pıhtı oluşma riski artabiliyor. Dolayısıyla ge­beliğin, hem doğacak çocuk hem de anne için riski var. Ama anne ve baba bu riski göze alırsa, uygun önlem ve te­davilerle çok iyi doktor kontrolü altında gebe kalan ve ço­cuğu olan hastalarımız çok. Ama bunun çok dikkatli şe­kilde yapılması lazım. Bir çocukla kısıtlıyoruz. Annenin bu riske girmesini istemiyoruz.

Kadınları konuştuk, erkeklerde durum nedir?

Erkekler için çocuk sahibi olmalarını kısıtlayan bir du­rum söz konusu değil. Onlar için hiçbir sorun yok.

Bir muayene sırasında bana, “mitral kapak prolapsu-su” adında bir hastalık teşhisi konulmuştu. Hiç şikayetim olmadığından bir hayli şaşırmıştım. Bu hastalık uzun va­dede başıma bir dert açar mı?

Mitral kapak prolapsusu çok selim bir durumdur, problem yaratmaz. Çocuk ve erişkinlerin yüzde 5′inde gö­rülür, oldukça sıktır. Kapak yapısının biraz gevşek olması nedeniyle sol karıncık ve sol kulakçık arasındaki mitral kapağı kapandığı zaman, kapak biraz kulakçık tarafına doğru büklümlenir ve bu sırada tam kapanamayıp hafif bir kaçak yapabilir. Hastaların neredeyse tümünde, hayat boyunca hiçbir girişime gerek kalmaz. Bazen bu kapana-mama, yatersizlik durumu biraz fazlaysa, diş çekimleri gi­bi kana mikrop karışma olasılığı olan durumlarda hastala­rın, kapakta mikropların yerleşip iltihap yapmaması için antibiyotik kullanması gerekebiliyor. Bilmiyorum size böy­le bir öneride bulunuldu mu o zaman.

Hayır. Söylenmedi…

Muhtemelen yetersizlik yoktur o zaman. Bu kişilerde çarpıntı, batıcı göğüs ağrısı gibi şikayetlere sık rastlanıyor, adrenalin düzeyleri biraz yüksek olabiliyor Bir de birine “Kalp kapağında hafif bir gevşeme var” falan denince bir evham da yaratılıyor. Bu nedenle ufak şikayetler biraz abartılı olarak hissediliyor diyelim. Ama sonuç olarak se­lim bir durum.

Belirli yaşta sadece daha sık kontrollere gelmem gerek­tiği söylendi, 35-40′tan sonra…

Genellikle 5 yılda bir. Sadece hafif bir yapısal bozukluk varsa, 5 yılda bir yapılan kontrol yeterli.

Doğuştan mı bu?

Doğuştan. Tamamen gözlerinizin, saçınızın rengi, cinsi gibi bu da kalp kapağının yapısal bir değişikliği. Bir hastalık olarak adlandırmak yanlış bir yerde, bir özellik. Ancak yapısal bozukluk çok fazlaysa, kapak fonksiyonu çok et­kileniyorsa önemli olabilir.

Bir kadının gebe kalmasını ya da doğum yapmasını engelleyen bir kalp hastalığı var mı? Sadece kapak hastalı­ğı değil ama?

Daha önce de söylediğim gibi en sık görülen kalp has­talıkları, damar hastalıkları, ama genç yaştaki kadınlarda kalp-damar hastalığı nadirdir. O yüzden kalp-damar has­talığına bağlı, gebe kalınmasını önleyecek bir durum çok seyrek. Doğum yapma çağındaki kadınlarda en çok ne olabilir? Doğuştan kalp hastalığı veya kalp kapak hasta­lıkları. Eğer ağır bir doğuştan hastalığı veya ağır kalp ka­pak hastalığı varsa doğuma izin verilmiyor, ama bunlar ol­dukça seyrek.

Erkeğin çocuk sahibi olmasını engelleyecek bir kalp hastalığı var mı?

Çok ağır kalp hastalıkları dışında pek olmaz.

Kadınlara oranla o kadar ciddi değil…

Gebelik uzun bir süreç, çok önemli bazı fizyolojik deği­şiklikler oluyor. Bunları kalbin tolere edebilmesi önemli. Erkek ise sadece cinsel ilişkiye yetecek kadar bir fiziksel gücü varsa ve ürolojik bir sorunu yoksa çocuk sahibi ola­biliyor.

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.